Rasim Özdenören, 1940 Kahramanmaraş doğumludur. İlk ve orta öğreniminden sonra İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi ile Gazetecilik Enstitüsü’nü bitirdi. Devlet Planlama Teşkilatı deyince sanatkârların çoğu onu hatırlar. Çeşitli gazete ve dergilerde yüzlerce yazısı yayınlandı. Kendisiyle birçok mülakatlar gerçekleştirildi. Hakkında onlarca yazı yazıldı, araştırma yayınlandı. Ansiklopedilerde detaylı bilgilerle tanıtıldı.
Hikâyecidir, romancıdır, deneme yazarıdır, fikir adamıdır, gazeteci ve yazardır, araştırmacıdır. Yazdıkları okunur, anlaşılır, konuştuklarını muhatapları ilgiyle dinler. Yerlidir, millîdir, derinliklidir, sadece fikirleriyle değil yaşantısı ile de ilgi odağıdır.
Rasim Özdenören, 20 Mayıs 1940 Kahramanmaraş doğumludur. İlk ve orta öğreniminden sonra İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi ile İstanbul Üniversitesi Gazetecilik Enstitüsünden mezuniyeti vardır. Devlet Planlama Teşkilatı deyince sanatkârların çoğu onu hatırlar. Çeşitli gazete ve dergilerde yüzlerce yazısı okurlara ulaştı. Kendisiyle birçok röportajlar gerçekleştirildi. Hakkında onlarca yazı yazıldı, araştırma yayınlandı. Ansiklopedilerde detaylı bilgilerle tanıtıldı.
Birçok öykü, roman ve deneme yazarının üstadı, üstadım; romancıdır, fikir adamıdır, gazeteci ve yazardır, araştırmacıdır lâkin daha ziyade yazdığı birbirinden kaliteli öyküleri, denemeleri, öykü ve deneme türündeki eserleriyle tanınmış, her daim hak eylediği ilgi ve saygıyı görmüştür.
Usta Bir Öykü Yazarıdır
Hikâyecidir, romancıdır, deneme yazarıdır, fikir adamıdır, gazeteci ve yazardır, araştırmacıdır. Yazdıkları okunur, anlaşılır, konuştuklarını muhatapları ilgiyle dinler. Yerlidir, millîdir, derinliklidir, sadece fikirleriyle değil yaşantısı ile de ilgi odağıdır.
İslam dinini iyi bilir, doğru anlatır, sanatın diliyle dinin dilini birbirini kavratacak şekilde sunmayı başarmıştır. Sadece kendisi gibi düşünenler değil kendisi gibi düşünmeyenler tarafından da okunur, ilgi ile izlenir.
Beyefendi adamdır, sessiz ve sakin yapısı konuşmalarında ve yazılarında çok seslidir, yüreklidir. Yüzüne dikkatli bakanlar ondaki derinliği ve davasına adanmışlığı görür. Kararlıdır, istikrarlıdır, günübirlik düşünmez. Hadiselerin görünmeyen kısımlarını sıcak, etkili kelimelerle, kendine has cümlelerle anlatır, aydınlatır. Yolunu izler, yönteminden şaşmaz.
Bazı şairler vardır; şiirlerini ilk okuduğunuzda bir şey anlamaz, buna rağmen defalarca zevkle, şevkle ve anlamak niyetiyle okursunuz. Zaman ilerledikçe ve okudukça da orijinal tespitler, çok güzel söyleyişler bulursunuz.
Kültürünüz, ilminiz, kavrayışınız kuvvetlendikçe şairin şiirlerini daha doğru anlar, duymadığınız doğruları duyar, daha önce rastlamadığınız güzelliklere ulaşırsınız. Sizin düşünme âleminiz, şiir atmosferiniz daha ileri ufukları işaretledikçe, ufkunuz güllü, güneşli güzel günlerle aydınlandıkça, şairin ve şiirin size gülücükler göndermesi, köklü güzellikler sunması, diğer şairlerden daha farklı etik ve estetik özelliklere karşılıksız daveti sizleri daha da sevindirir. O şairi okumak ve anlamak gayreti; sizleri daha bir şiire ve belirtilen şairin şiirlerine yöneltir. Okudukça anlar, anladıkça okursunuz. (1)
1953 Sürmene doğumlu, liseyi Zonguldak’ta, yüksek okulu İstanbul’da okumuş, 1974 yılından itibaren birçok gazetede, dergide şiirleri, deneme-kültür-felsefe yazıları, hikâyeleri okurlarına ulaşmış, gazetelerde kültür, sanat ve edebiyatı ilgilendiren konularda kıymetli yazılar yazmış, Türk Edebiyatı ve Kültür Dünyası dergisinin yazı işleri müdürlüğü görevini başarıyla deruhte eylemiş, yıllar önce Aylık Kültür ve Sanat Dergisi Pınar’da yazdığı emek mahsulü şiirlerinden de tanıdığımız merhum Olcay Yazıcı da işte yukarıda dillendirmeye çalıştığımız usta şairlerden biriydi. Deneme yazarlığı ve araştırmacılığı da bir hayli kuvvetli şair-yazarımız aynı zamanda hikâyeci ve gazeteci kimliğiyle de bilinir ve tanınırdı.
İnanmak,
Donanmak,
Duygulanmak sular çorak toprakları.
Irmakları coşturur,
Yiğitleri koşturur,
Yeşertir kuru yaprakları.
İnsana ekmek gibi, su gibi gerekli olan temel değerlerden biri de, Peyami Safa'nın 'Hayatın hızı, akışı ve saldırısıyla bir giden, geniş ve taşkın bir ruh halidir. Hayatın ve ruhun ta kendisidir' dediği hürriyettir.
Hürriyet, yaşamanın anlamı ve onurudur. Hürriyeti olmayan yahut hürriyeti aramayan, değerini bilmeyen; köleliğe gönüllü davetiye çıkarmış demektir. Bu tip insan ve toplulukların imanları ve insanlıkları, gelecekleri ve gerçekleri yara almıştır. Gökleri parçalı bulutlu, ufukları kapalı, şafakları karanlıktır.
Bundan dolayıdır ki insana yaraşanın onu kendisiyle, onu çevresiyle ve tabiatla barışık tutacak, onu başarılı, mümtaz ve saygıya değer ve derin düşünce sahibi bir kişi haline getirecek, kişiliğini ve kimliğini koruyacak bir zırh hüviyetinde olan hürriyete koşmak olduğu her zaman söylenmiştir.
Yürüyelim güle güle,
Bir gül vermeyelim ele,
Zaferlere ulaşalım;
Ordu millet hep el ele…
Azim ile umutla, sabır ile derleniş,
İnancımızın sesi, seher yeli ordumuz.
Savaşlarda dirayet, zaferlerde diriliş,
Cesaretin ocağı, coşkun seli ordumuz.
İradesi çelik, yumruğu demir,
Rabbim ordumuzu her daim koru.
Rehberidir onun ilahi emir,
Rabbim ordumuzu her daim koru.
Mazluma yumuşak, zâlime katı,
Usta yazar, hatip, sosyolog ve şair.
Dünü biliyor, bugünü en doğru bir şekilde değerlendiriyor. Birbirinden değerli ve faydalı çalışmaları var.
İnancı, fikri, sözü, sohbeti, yaşantısı ve uygulama örnekleri; ruh kökümüzün beğendiği, benimsediği tarzda. Hepsi de dinimize, törelerimize, ahlâk ve anlayışımıza uygun.




-
Ali Kahveci
Tüm Yorumlarmerhaba hocam nasılsın nerelerdesin ???????????