"Aklın dışında yol tutmak siyasi sığlıktır, ahlaksızlıktır!.."
"Sezai Karakoç'un "Mehmed Akif" adlı çalışmasını okumakta fayda vardır."
"Harimi şer-i mübin ahır değildir oraya nadanlar gibi dalamazsın."
"Adaletin gecikmesi adaletsizliktir." (W. S. Landor)
"Kendini yargılamak başkalarını yargılamaktan daha zordur." (Saınt Exupery)
Kimi insanın sözü,
İnanın ki bal gibi.
Hakikaten kıymetli,
Has kumaştan şal gibi.
Kimisi boş konuşur,
Çorum Buğdüz Köyü’nde 1924 de doğan Mustafa Yandım Hocaefendi,iki kardeşden büyük olanıydı. Babasının adı Osman, annesinin adı Nazire idi. Aslen Çorum’un yerlisi olan bir aileye mensuptu. Çorum’un Büğdüz Köyü’nden 1942 yılında Kadiriye Hanımla evlendi. 5 çocuğu dünyaya geldi. Askerliğini Eskişehir’de 4 yıl olarak tamamladı. Çocuklarının hepsi de yüksek tahsil yapmış olup babalarının sağlığında yuva kurdular.
Alaca’ya 1950 yılında gelen Mustafa Yandım Hocaefendi 11 yaşında hafız,12 yaşında imam oldu ve uzun yıllar Çorum Sarışeyh, Kayı ve Mühürler köyleri ile Alaca’nın Hışır Köyü’nde imamlık yaptı. Emir Hafız, Binali Hafız, Recep Hafız ve Nurullah Hafız da dahil olmak üzere çok hafız yetiştirdi.
Alaca’da 1950 yılında ilk olarak Özhan Camiinde müezzin olarak göreve başladı. Özhan Camiinde görev yaptığı dönemde sırtında su taşıyarak hiç ağaç bitmez denilen bir yerde ağaç yetiştirmiş ve çeşmeden eve su taşırken her dönümde bir cüz Kur’an okuyarak Kur’an’ı hatmetmiş olduğu ve görev yaptığı camilerde öğrenci yetiştirmekten,onlara Kur’an-I Kerim öğretmekten son derece zevk aldığı bilinmektedir.
Alacanın Özhan Camiinde müezzin olarak görevini başarıyla tamamlayan Hocaefendi daha sonra birkaç camide çalıştıktan sonra kendi adıyla anılan Yandım Camiinde imam olarak göreve başlamış ve bu görevini büyük bir başarıyla yaklaşık 15 yıl kadar sürdürmüş ve oradan 1987 yılında da emekli olmuştur.Çalıştığı cami cemaatı tarafından o kadar sevilmiştir ki zamanla caminin esas adı unutulmuş “Yandım Hoca Camii” olarak söylenir olmuştur.Cemaatten gerçek adını bile bilenler çok azdı. Herkes onu “Yandım Hoca” diye anar,arar ve anlatırlardı.
Millet için çalışana, koşana,
Yardımcı olalım, yardımcı dostlar.
Hep ihlâsla, imanla konuşana,
Yardımcı olalım, yardımcı dostlar.
Hakkı haykırarak gezen ozana,
Kaleminden damlar küfür,
İçini doldurmuş gübür,
Yoz adam bol bol üfürür,
Yine de inandıramaz.
İman,
İlimden önce.
İlim,
İnsana aba.
Yoksa ilim ile iman,
Bütün gayretler heba.
Okurlarımızın daha ziyade 1970 ve sonraki yıllarda İstanbul’da hazırlanıp Türkiye çapında okuyucularına ulaştırılan Pınar ve Gerçek dergilerinde yazdığı şiir, deneme, röportaj, tanıtma ve araştırma yazılarından tanıdığını bildiğimiz Yetkin Dilek üstadım, İlkokul, ortaokul ve liseyi Zonguldak’ta okudu, İktisat Fakültesinde iki yıl eğitim görmesine rağmen İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesinden mezundur.
Bir yıl öğretmenlikten sonra 8 yıl gazetecilik ve yazarlık döneminde birbirinden güzel, faydalı çalışmalarıyla meraklılarına ulaştı. Bayrak gazetesinde Mustafa Emre ismiyle kıymetli okuyucuların beğenerek okuduğu değerli köşe yazıları yazdı. Üstadımız Sarı Basın Kartı sahibidir. Kamuda il müdürlüğü vardır.
Üst düzey yöneticiliklerde de bulunan saygıdeğer şair yazar üstadım, “bu mukaddes kervan yolcularına” şiirlerinde her daim “Hak Niyetine” diyen hakiki mânasıyla usta bir şair ve yazardır.




-
Ali Kahveci
Tüm Yorumlarmerhaba hocam nasılsın nerelerdesin ???????????