1) Irmaklarında, denizlerinde, göllerinde yüzdüğümüz, çayırlarında güreştiğimiz, bağlarında bülbül seslerini dinlediğimiz, ovalarında koşup obalarında konakladığımız yuvamızdır, yurdumuzdur.
2) Kuvvet, gıda ve enerji kaynağı yuvamızdır, yurdumuzdur.
3) Tüm mutlu, sağlıklı günlerimizi üzerinde yaşadığımız yuvamızdır, yurdumuzdur.
Kimi insanın sözü,
İnanın ki bal gibi.
Hakikaten kıymetli,
Has kumaştan şal gibi.
Kimisi boş konuşur,
Çorum Buğdüz Köyü’nde 1924 de doğan Mustafa Yandım Hocaefendi,iki kardeşden büyük olanıydı. Babasının adı Osman, annesinin adı Nazire idi. Aslen Çorum’un yerlisi olan bir aileye mensuptu. Çorum’un Büğdüz Köyü’nden 1942 yılında Kadiriye Hanımla evlendi. 5 çocuğu dünyaya geldi. Askerliğini Eskişehir’de 4 yıl olarak tamamladı. Çocuklarının hepsi de yüksek tahsil yapmış olup babalarının sağlığında yuva kurdular.
Alaca’ya 1950 yılında gelen Mustafa Yandım Hocaefendi 11 yaşında hafız,12 yaşında imam oldu ve uzun yıllar Çorum Sarışeyh, Kayı ve Mühürler köyleri ile Alaca’nın Hışır Köyü’nde imamlık yaptı. Emir Hafız, Binali Hafız, Recep Hafız ve Nurullah Hafız da dahil olmak üzere çok hafız yetiştirdi.
Alaca’da 1950 yılında ilk olarak Özhan Camiinde müezzin olarak göreve başladı. Özhan Camiinde görev yaptığı dönemde sırtında su taşıyarak hiç ağaç bitmez denilen bir yerde ağaç yetiştirmiş ve çeşmeden eve su taşırken her dönümde bir cüz Kur’an okuyarak Kur’an’ı hatmetmiş olduğu ve görev yaptığı camilerde öğrenci yetiştirmekten,onlara Kur’an-I Kerim öğretmekten son derece zevk aldığı bilinmektedir.
Alacanın Özhan Camiinde müezzin olarak görevini başarıyla tamamlayan Hocaefendi daha sonra birkaç camide çalıştıktan sonra kendi adıyla anılan Yandım Camiinde imam olarak göreve başlamış ve bu görevini büyük bir başarıyla yaklaşık 15 yıl kadar sürdürmüş ve oradan 1987 yılında da emekli olmuştur.Çalıştığı cami cemaatı tarafından o kadar sevilmiştir ki zamanla caminin esas adı unutulmuş “Yandım Hoca Camii” olarak söylenir olmuştur.Cemaatten gerçek adını bile bilenler çok azdı. Herkes onu “Yandım Hoca” diye anar,arar ve anlatırlardı.
Millet için çalışana, koşana,
Yardımcı olalım, yardımcı dostlar.
Hep ihlâsla, imanla konuşana,
Yardımcı olalım, yardımcı dostlar.
Hakkı haykırarak gezen ozana,
Alçağa kızmayana,
Yazıklar olsun dostlar.
Doğruyu yazmayana,
Yazıklar olsun dostlar.
Şerde ısrar edene,
Ne seyrek söyle, ne sık,
Ne bıktır, ne de sen bık,
Daim dillen zarif, şık;
Yazmadan önce düşün,
Yazıp düşündür şair.
“Ruhumuzla, idrakimizle ne kadar büyüğüz ve gene bu yüzden kaderi yenemediğimiz için ne kadar biçareyiz.” (s. 13)
“İnsiyaklarımızın emrinde bulunduğumuz zaman fert oluruz. Uzvî ahengi bozulan insan fert olur.” (s. 14)
“Cemiyet fikri işe karışınca kader trajedisi azalır.” (s.14)
Yaş otuz oldu;
Yine kalbim kırık,
Yine çatlak çatlak ellerim.
Yaş otuz oldu;
Yine gözlerim ufuklara mıhlı,
Yine güneşin doğmasını beklerim.
Malazgirt,
İstanbul'un Fethi, Çanakkale,
30 Ağustos
ve
15 Temmuz ruhu;
her zorluğu aşar,




-
Ali Kahveci
Tüm Yorumlarmerhaba hocam nasılsın nerelerdesin ???????????