Dostu dostta bulurken,
Üzülmene gerek yok.
Birleşip bin olurken,
Üzülmene gerek yok.
Meyve dalı eğerken,
Meyve dalı eğerken, huzur göğe değerken,
Gecende ay doğarken, üzülmene gerek yok.
Mana bize gülerken, gündüz ışık elerken,
Sevinçleri belerken, üzülmene gerek yok.
Yurttan uzak kalana,
Üzülmez misin söyle!
Onca soygun, talana,
Üzülmez misin söyle!
Akmayan ırmaklara,
Nefis kiri kolay kolay paklanmaz,
Unutma bu gerçeği aklında tut.
Dostların okuyla dostlar oklanmaz,
Unutma bu gerçeği aklında tut.
Vicdan kararırsa aydınlık kalmaz,
Asla eylemez haset,
Usta şairse eğer.
Kin tutmaz, bilmez nefret,
Usta şairse eğer.
İşi olmaz rezalet,
Zamanın raksına bırak ellerini,
Ufukları tarasın o gülen gözlerin.
Hep mutluluk türküleri söyle,
Kırmızı gül rengine boyan
Umut olsun umutsuza sözlerin
Abdurrahim Karakoç, öncelikle âşık bir insan. Çoklarının uşaklığı seçtiği, doğruluğa ve doğruya yakın olmamak için köşe bucak kaçtığı dönemlerde bile âşık. Hakka, adalete, erdeme, ezeli olana daha aklının erdiği, dilinin döndüğü ve kelimeleri cümleler haline getirip kâğıda aktarmaya başladığı günlerden bugüne kadar hep aşkla bağlı kalmış yaşayan gerçek bir âşık…
Ömrünün her karesinde, söylediği türkülerin bestesi de, güftesi de, özü de, sözü de hep gerçeklere ayarlı. Notasında kulak tırmalayan ses, rotasında insanı ürküten ve endişeye, kuşkuya sevk eden bir işaret, cümlelerinde yerini sevmeyen, çiğ ve iğreti bir kelime yok. Sırat-ı müstakim üzere olmayı ve hep öyle kalmayı kendisine en büyük şeref, şan ve baş tacı bilen, yönünü de yorumunu da kıbleye dönük tutan, ömrü boyunca yatan taşları mesuliyetini idrak etmiş, manevî değerlerle kendini donatmış vatandaş haline getirmeye uğraşan, maveraya ve mâneviyata sırtını bir kere olsun dönmeyen, kitaba uymak yerine işlerini kitaba uydurmayı önemli bir özellik gibi gören bunca insana rağmen hep kutsal kitaba ve onun emirlerine uymayı en büyük saadet bilen bir yürekli insan.
Yüklü duygularla yazdığı yazılarda da, sözü en keskin ve etkili bir şekilde muhatabının anlayacağı bir biçimde dillendirdiği buram buram vatan, millet ve memleket kokan, insanı yüreğinden yakalayıp yükümlülüklerini kuşandırarak yükseklere kanatlandıran şiirlerinde de hep akıllı bir cesaretin bizzat kendisi görülür.
'Bütün Kur'an'ları yaksak, bütün camileri yıksak, Avrupalı'nın gözünde Osmanlı'yız, Osmanlı, yani İslâm' (s.9) .
'Hıristiyan için tek düşman biziz' (s.9) .
'Zavallı Türk aydını... Batılı dostları alınmasınlar diye hazinelerini gizlemeye çalışır. Sonra unutur hazineleri olduğunu' (s.9) .




-
Ali Kahveci
Tüm Yorumlarmerhaba hocam nasılsın nerelerdesin ???????????