Bu cennet vatan da,
Cehennemi yaşadık biz.
Kardeşi kardeşe düşürdük,
Evladı babaya düşman ettik biz.
Öğretmeni öğrenciye öldürttük,
İşçiye fabrikaları yaktırdık biz.
Doğrularla, gerçekler yasalarımdı benim
Yalana, yalancılara karşı bayrak açtım
Aykırı adam oldu adım.
Çınar kadar olamadım
Bengisuyu bulamadı köklerim.
Uyku yasak gecelerime artık şafak doğmayacak
Beton boğazına sarılmış yeşilin.
Gökyüzü bir avuç kalmış.
Körfez...
Hani o kıyısına oturup
Hayaller kurduğum,
Yakamozlarına duygulu mısralar dizdiğim,
Ateşli bir hasta gibi sayıkladım durdum günlerce,
Saymadım kaç gece gözümü kırpmadan sabah oldu.
Ateşten damlalardı yakan yüreğimi sessizce.
Giden gelmiyor, ölenle ölünmüyor gerçek bu...
Hayat anlamsız bir kavga, yaşamaksa işkence.
Açma kapısını paslı yüreğimin.
Satır altları çizilmiş kitaplar,
Ve hüznün asılı kaldığı perdeler,
Artık unutmağa mahkum,
Koca göbekli Papağan...
Sakız kokulu mendillerde kurumuş gözyaşların.
Kalk ben geldim.
Gördüğün hayal değil gerçeğim
Artık yazmayacağım demiştim.
Yazdığım, yazacağım son şiirimdir benim
Ayrılığın yakan ateşini,
Aklımı sınayan yalnızlığımı
Geceler mutantan bir yaşamın simgesiydi
Biz sevmiyorduk çünkü çok kısaydılar / uyandığımızda
Mum gibi eriyip sönmüş mumların arasında
Sabahlar uçsuz bucaksızdı bizim için
Hele bir penceremizi araladığımızda
Yağmur kokusu dolunca odamıza
Bir başınasın artık odalarda yapayalnız
Kırık bir oyuncak gibi bir köşede unutulmuş
Ne gelenin olur bundan sonra ne gidenin
Duvarlar sana bakar sen kapılara, tavana
Gönlünün güvercinleri terk edip uçup gitmişler
Eskiciler, dilenciler bile çalmayacak kapını
Düşünceleri kafandan kovup, kafanı boşaltmadan yatağa girdiysen uyu uyuyabilirsen. Dön sağa, dön sola yok hayır olmuyor. Kalktım. Elimi yüzümü yıkamak için lavaboya girdim. Aynadaki yüzümü beğenmedim. Fikir değiştirip duşa girdim. Sıcak bir duş aklımı başıma getirir, ya da beynim boşalır diye düşünmüş olmalıyım. Suyu ayarladım. Dakikalarca sıcak tazyikli suyun vücudumu iğnelemesine bıraktım. Duştan çıkıp mutfağa yöneldim. Sert bir kahve pişirip içtim ve evden çıktım.
Şehrin o puslu, kirli havasını solumak bir anda genzimi yaktı. Derin nefes alamadım. Sokaklar hemen, hemen boştu. İlk otobüsler birkaç uykulu yolcusuyla boş geçiyorlardı. Sahil yönüne doğru yürüdüm. Narenciye bahçelerinin arasından geçen yolda yürümek hoşuma gitti. Mandalina, portakal ve limon bahçelerinden havaya hoş bir koku yayılıyordu. Şehrin hava kirliliği henüz buraya ulaşamamıştı. Karıncalanan, çatlayacak zannettiğim beynim yavaş,
yavaş açılıyordu. Daha önce anlam ve mana veremediğim birçok sorunun cevaplarını şimdi bulabiliyordum. Bahçeler arasından çıktım. Araba vapuru iskelesinden, marinanın önünden İnciraltına doğru yürüyüşüme devam ettim.
Buralarda yollar ıssızlığını hala koruyordu. Yol kenarlarındaki yeşil örtüde gece yağan çiğ
“ Şiirlerin ömrü şairinden daha uzun olacak.
Yarım kalan şiirlerimden birisidir ömrüm.”
Saçları kekik, dudakları sakız kokulu kadınım
Olmadığın akşamları umutla taşıyorum sabahlara
Düşmanım eteklerini uçuran yosun kokan rüzgârlara




-
Aşık İhtar
-
Fatih Oğuz
Tüm YorumlarBaşarılı olacağına inandığım bir şair.
yürekten kutluyorum.
Nice başarılara
İnşallah şiir kitabını da okuruz
www.antoloji.com sitesindeki DÜNYA ŞAİRLER BİRLİĞİ grubu üyeleri ve ANAYURT GAZETESİ okurları tarafından HAFTANIN ŞAİRİ seçilmiştir. Şairimizi yürekten kutluyorum. Nice başarılara.
İnşallah GÜNDÜZ YAYINEVİ kadrosu içinde yer alır, gücüne güç katar