Doğmamış güneşe ağıtlar yakıyoruz her gün
Bitmeyen günün ilacını sürünmek için
Ve doğacak gece ay ikimiz için inanıyorum bir gün
Solacak içimizin rengi gümüş renkli saatlerde.
Bitmemiş aşklar doğranıyor tüm yemeklere
Kır! şimdi zamanın celladının hüküm veren kalemini
Kır! kır da zamansız başlasın tüm aşklar
Vakitsiz olsun artık sabahlar, sonlanmasın hatıralar.
Kalbe dökülmüş hatıralar yine
Cüzzamlı düşüncelerden
Hayata, nefese bir vardı hep zaten
Hayatında,nefesinde, nefsinde biri vardı
Daima terleyince insan kokardı
İnsan son zelzelede en çok kendinden korkardı
Yarına bir vardı son şahadet sözünde
Hevesler yüksek yüksek vadiler gibi
Ayrıldığında açar içimde dikenli kadife kırmızı
Cemre cemre düşersin içime bahar bahar
Enginlerimde açar renk renk gökkuşağı çiçeklerin
Rıhtımında bekleyen son yolcusuyumdur aşkın.
Özgürlüğün martı kanatları vardı
Sürekli maviliğine, özgürlüğe kanat çırpardı
Korkaklar hemen sevgiden kaçardı
Kıskançlıktan olsa gerek
Hep göğe kaşlarını çatıp da bakardı
Hey gidi sevgi bağı, kördüğüm
Hey gidi ateş ocağı, kor düğüm
Yıllar, yüzümüze fırça binbir renk tonunu çaldı
Senin ay yüzünü benim de saf sevgimi aldı
Öğreniyor insan sevmeyi
Adım adım,şehir şehir, sokak sokak
Ve düşmeyi de sabah sabah.
Öğreniyor insan gülmeyi
Saat saat,kitap kitap, güneş güneş
İnsanın yüreğinde demlenir tüm acılar
Sonra insanın içinde tütmeye başlar
Eski biçare, zamansız korkular.
Ardından insan hep maziyi sorgular
Andan kopup geçmişe dalar
Işıklı şehirlerin göklerinden
Yıldızları çalmışlar
Gökte yıldız ararken beni de
Hırsızım diye içeri almışlar
Düş kurmayı bilmeyeni
Ümit taciri yapmışlar
Ezel tarlasına Kalu Bela'da ekilmişiz
Biraz sen en çok da ben
Kader harmanında çekilmişiz...
Tohumlar aşinaymış birbirine ezelden
Yeşermek için yarışırmışız




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!