Şimdi savrulup gidiyoruz
Zaman tozuyla
Bir bilinmeyene
Tutku galaksisine
Dolanan hayatın
Açılmayan kapıların anahtarları
Emitasyon ayak izlerinle saklı
Her masum gülüş işve naz
Gerçek seven aşıklara yasaklı
Bir sevda olmuş marka yaşamak
Nefretin şerbeti tüketti
Bu yıllanmış şarabı
Bir yudumluk bile kalmadı
Herkesin bir beklentisi vardı
Ama yüreğim en beklentisizine vardı
Gece, öksürdü yine
Tüm insanlığın yüzüne
Tüm insanların hüznünü
Öksürür mü deme!
Öksürür, öksürür hem de
Kapıda bir ümit bekler
Gece yarısından sabaha
Sevgiye ufuk olur
Korkağa zıll
Şafak yıldırımları
Yine gün doğmaya çalışıyor
Parçalanan bulutlar arasından
Damla damla hayatın üzerine
Sıkışmış hayatlar nefes almaya çalışıyor.
Güneş vicdan azabı çekiyor
Ketum sözler hediye ettim kendime
Öyle ki laf dinletemez oldum sır bendine
Suskun mahkum sofrasına hediyeydi sözler
Bir yalnız aşığın ahlı bakışıyla solgun yaş(s)lı gözler
Şimdi ümitsizliğin son katından
Seni dinliyorum usul usul
Şehir efsanesi muştular geliyor uzak uzak
Kalabalık olup karışıyorsun insanlara
Kalabalıklaşıp karışıyorsun havaya, toprağa, suya
Kalabalıklara karışıyor içimdeki yağmur
Sessizliğin sesine anlattım hep sırlarımı
Sessizce fısıldadım küçük harflerle
Sensizliğin sesini dinleye dinleye
Bazen de acı içinde
İnleye inleye...
Sana kullanılmamış
Bir gök getirince
Sen Saftın, çocuktun
Çocuklar bilmezdi göğün rengini
Bana kocaman




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!