Nefretin şerbeti tüketti
Bu yıllanmış şarabı
Bir yudumluk bile kalmadı
Herkesin bir beklentisi vardı
Ama yüreğim en beklentisizine vardı
Gece, öksürdü yine
Tüm insanlığın yüzüne
Tüm insanların hüznünü
Öksürür mü deme!
Öksürür, öksürür hem de
Kapıda bir ümit bekler
Gece yarısından sabaha
Sevgiye ufuk olur
Korkağa zıll
Şafak yıldırımları
Kimse göremez mi kaybolmuşluğumu?
Kimse görmüyor mu yıkılmışlığımı?
Ki kimseden yardım eli uzanmıyor.
Gözyaşlarım akıyor akıyor..
Tüm sınıfı dolduruyor....
Hey dostlar bakın arka sırada
Ben yıldızları çalıyordum geceden
Sen yıldızlara çalıyordun siyahı
Ve aşıklarından alıyordun yine aaah'ı
Ben aya ve mehtaba aşık
Sen şafak ve şemse
Yıldızlar cennetinde parlıyordu inci
Cennetin yıldızlarına ağlıyordu
Nedenini niçinini hiç bilmiyordu
Anlatsalar da anlamıyordu
Anlatılsa da dinlemiyordu
İki yıldız, kardeş yıldız, kankardeş yıldız
Kaydılar güneşin olmadığı vakitte
Belirdiler en son aydınlık geçitte
Ve gittiler sessizce,ne yazıyorsa ahitte
İki Candaş, iki cansızdaş, arkadaş
Yine denize ağladım
Denizden dalgalara ağladım
Akşam kızıllığına yas bağladım
Hüngür hüngür...
Yine maviye kaldım
Bu şehirde herkes kırgındı şiire
Küs, dargındı şaire
Sözcükler şehrin parke taşlarına
Sıkışıp soluksuz kalıyordu
Sadece yoksul caddelerde cümleler
Yoksun,nerelerdesin,kımlerlesın?
Bılmıyorum ama; sen hep benim özlemlerimdesin.
Ama eskısı kadar parlak gözükmüyor
Deniz dağların ardından.
Eskısı kadar derin bakmıyor gözlerin,
Yüreğim kadar içten değil yüreğin,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!