Yırtıp geçiyorum sensizliğin karanlığını,
Hiç hesaba katmıyorum yarınımı
Yoluna serdiğim en güzel yıllarımı
Eskiyen zamanla yokluğun çürüttü gençliğimi
Soğutup soğutup içiyorum dertlerimi
Bir merdiven başında durur, kendini öksüz sanır
Basamakları nasıl aşacağını düşünür
Sayısız insan acısının üstünden gelir geçer
O hala olduğu yerde nasıl çıkabilirimi düşünür
Siz hiç engelinin zorluğunu düşündünüz mü?
Gerçeğimsin
Bırak bu kini uzat ellerini
Seninle biz ayrılmaz bir tekiz
Uçurumlar olsun aramızda
SEN gerçeğimsin.
Bırak eller alay etsin
Hadi gel yüreklim gel
istanbul'u gözlerinde getir
rüzgârları saçlarına takın gel
kokuları tenine sinsin
istanbul'u koynuna alda gel
mehlikâ istanbul'u yarim
Vardır ya sebepsiz hüzünler...
gözlerin dalar ya hiç bilmediğin yollara
birileri uzağında seni arar daldığın
o yollarda...
geçmek istersin karşılaşmak umuduyla
belkide hüznü çoktan aynı yolda
HÜZÜNLÜ GÖZLER
Bir kış gecesi buğulu pencereye
Takılır buğulu gözler…
Katran karası geceler
Sokaklar dünden daha beter
Sanki çamur deryasında kayboluyor
Baktığın her yerdeyim bakmıyor gözlerin
Kapattım gözlerimi;
Herkesin içinde olduğu dünyaya
Bir tek senin olduğun;
Dünyaya gözlerim açık kaldı
Sen gelmesen gözlerim açık giderim yar
Acılarımın son deminde
Sevgine tutundum
Zaman zaman gidişlerinin;
Kasırgasıyla savruldum
Seni öyle sevdim ki,
Karanlığa ışık yaptım dünyayı
Kanlı kan deryasında yüzdük.
Çırpındık ama nafile kıyıya vurduk.
Yaşanan tüm acıları içimize gömdük.
Yüreğimize bir dünya sığdırdık.
Çünkü biz kadınız…
Daha henüz tanıdım seni,
Anlatırsın yaşadığın serüveni.
O kadar aldatılmışken;
Alırmısın yeni'den güveni?
Mâskesiz yüz'e yüzün sürmedin.




-
Halil Doğan
Tüm YorumlarKalemine yüreğine sağlık...