Her seviyorum diyen sevseydi yürekten
Kimse şekva etmezdi zalim felekten
Şehvetin adını aşk koydular yazık sevdaya
Hasret kaldık Mecnunun Keremin tertemiz aşkına:(
Niğde Bor’dan Mehmet oğlu Abdullah,
23’ünde bir civan.
Adı gibi abddir Rahman ve Rahim’e,
Ardında üç yetim bırakırken yiğit
Seddülbahir’de buluşur şanlı Resulle …
Aslında ben daha güzel ölürdüm
Arka bahçede askercilik oynarken
Tahta tüfeğimle toprağa uzanır
Annemin sesiyle doğrulurdum hemen
—Çabuk kalk üstün kirlenecek hınzır!
Yerdeyim yine bak anneciğim
Allahın selamı da parayla mı be insan
Ne lütfedip verisin,ne de bi zahmet alırsın
Resullullaha bir bak da aman uyan
Kullukta geridedir,veren değil alan
'Selamı yayın' diyen o şanlı peygamber
Sen
Ruhumu yakan ateş
Kararmış gökkubbemde nazlı zühre
Med cezirlerden yorulmuş denizime eş
Bir gülüşüne can feda
Ücra bir Anadolu kasabası
Küçük, unutulmuş, ıssız
Mini mini sokaklar,
Birkaç küçük dükkan
Fark etmek bile imkansız.
Bir zamanlar kocaman bir evrendi
Ne çok isterdim
Aşkın, umudun, sevginin şiirlerini yazmayı
Acıları, hüznü hiç tanımamayı
Ve anlatmamayı
Görmeseydim
Çıtır çıtır bir simit. Sıcacık, dumanı üstünde. Tablaların üzerinde, fırınların camekânında kardeş kardeşe yan yana uzanmış. Ne düşündürür, ne hissettirir size?
Kimi zaman sıcacık dost meclislerinde bir bardak çayla yaren olur; kimi zamansa şirin bir çocuğun ellerini süslerler, sokakta, parklarda. Bazen denizi seyretme keyfine ortak, bazense simitçi çocuğun akşam eve götüreceği nafakasına sermayelik ederler.
Ben simitlere biraz buruk bir mutlulukla bakarım daima. Her simit içimi bir hoş eder ama sonra gülümsetir yeniden beni. Alır yıllar öncesine götürür ve o günü yeniden yaşatır.
Güzel bir eylül günüydü. Güneş pırıl pırıl havada bir pastırma yazı sıcağı… Yeni atandığım okuluma gidiyorum. Yüreğim kıpır kıpır, heyecanlıyım. Bu heyecan geleceğin ne getireceğinin bilinmemesinden mi, yeni bir ortama girmekten mi bilmiyorum. Sanırım en fazla da öğrencilerimi merak etmemden kaynaklanıyor.
Her sene bu hali yeniden yaşarım ben. Her öğrencim ayrı bir dünyadır bence. Ben de bu yüzlerce dünyayı keşfe çıkan kaşif. Her birini keşfetmeli ve kayıp hazineleri gün yüzüne çıkarmalıyım diye düşünüyorum. Belki de bundandır yüreğimin küt küt atması. Yeni okulum minicik, iki katlı, pembe bir okul. Öğrencilerin çoğu taşımalı olarak gelen köy çocukları. Aynı köyün çocukları aynı servisten telaşla iniyorlar. Tatlı bir gürültü almış başını gidiyor. Belli onlar da benim gibi heyecanlı, hepsi cıvıl cıvıl, kıpır kıpır. Yerlerinde duramıyor, kaplarına sığamıyor afacanlar. Ama ne güzel hepsi de mutlu!
İlk dersim altıncı sınıflara… Dersin başlangıcı tanışma. Bütün öğrenciler teker teker kendilerini tanıtıyorlar sınıf arkadaşlarına. Hepsinde bir büyümüşlük edası… Öyle ya artık altıncı sınıf oldular. İdealleri, hayalleri artık daha yetişkince.
Allah’ım!
Tüm dünya sınıfım,
Tüm çocuklar yavrum olsun,
Savaşlardan usanmış dünyamızda
Tek dil “SEVGİ” olsun!




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!