Bir sabah uyansam çocukluğumdaki gibi
Güneş pırıl pırıl olsa
Yüreğimi ısıtsa tüm sıcaklığıyla
Dışarıda kuş cıvıltıları olsa
Burnuma taze çimen kokuları dolsa
Yürüdüğüm yollara leylak dalları uzansa
Hep kıskandım sinesi yanık aşıklarını
Gece düşlerinde
Gündüz hayallerinde
Seninle dolanları
Senin adınla yüreği yanıp
Ve yine senin adınla durulanları
Yine gam yükünün kervanı geçti yüreğimden
Tüm hüzünleriyle geçmiş bir de sen
Ne güçlüklere göğüs gerdik oğulcuğum seninle
Düştük kalktık ama hep olduk el ele
Durdurun dünyayı,
Durdurun!
Bunca acı, zulüm, çirkinlik
Sarmaş dolaşken dünyayla
Olamam artık aranızda.
Hey, dostum bir bak bana
Bekliyoruz seni de bizim obaya
İzci ol, katıl sen de aramıza
Sen de mutluluğu yaşa doya doya
İncileriz biz inanırız Tanrı’ya
Yaratılanı hoş görürüm yaratandan ötürü
Her varlık birdir gözümde
Ayırmam hiçbir dini,inancı
Hepsi kutsaldır benim için
Her biri saygı değer
Dünyaya gelecekse eğer
Kadınlar hayatın merkezi, başlangıcı ve olmazsa olmazı kadınlar; elmanın diğer yarısı, bütünün parçası. Ve kadınlar hepimizin anası, yari, kızı, yeğeni.
Tarihin en eski çağlarından beri üzerine şarkılar yazılmış, şiirler söylenmiş, kitaplar yazılmış. Kimi zaman ne denli zor anladıklarından dem vurulmuş, kimi zaman güzelliklerinden söz edindi.
Ancak ne var ki yaşlı dünyanın ilk günlerinden beri pek çok haksızlığa adaletsizliğe uğramış Havva’nın kızları. Eski Yunanda bir mal gibi görülmüş. Babadan oğula miras kalmış. Koca isterse onu öldürme hakkı bile reva görülmüş. Orta çağda günlerce süren toplantılarda kadının da bir ruhu olup olmadığı tartışılmış. Arap Yarımadasında diri diri toprağa gömülmüş. Berdel denen cahilane törelerde kendisine sorulmadan ere verilir dedesi yaşındaki adamlara. Çocuk olamadan gelin olmuş, oyuncak bebek yerine kendi bebesini sallamış dizlerinde. Gün olmuş törelere kurban edilmiş kendi kanından onlarca. Hakkını savunamamış, susmuş susturulmuş. Onun adına da kararlar alınmış, onun adına namusu korunmuş, gerekirse o namus için öldürülmüş; ona bile danışılmadan.
Kadın olmak zor ülkemizde hem de dünyanın pek çok yerinde. Kocası Raca olan ve ölen kadınlar kocasının cenazesinde din yıkılırdı. Hindistan da daha bu yüzyılın başına dek mesela. Pek çok ulusta simsiyah giyinmek zorundadırlar örneğin. Kadın kocası varken kadındır sanki, onunla değer bulur, o ölünce değersizleşir adeta.
Halbuki eski Türk yöresi Kağanla Hatunu bir türlü kurultaylara beraber giderlerdi. Hatunun sözü Kağana eşitti. Dünya da seçme ve seçilme hakkına ilk sahip olan ulus bizdik. Ne oldu da unuttuk bunları. Bizim geleneğimizde ana kutsaldı hani. Onun için yurdumuzu Anayurt dememiş mi? Ana, kadınlar, kadın kutsaldır baş tacıdır milli geleneğimizde. Bize düşen 21.asrın insanı olarak kadınımıza…gereken saygı ve hğrmeti göstermektir...
Kardelenler Kara İnat Büyür
Batman'ın dağlarında bir kardelen büyür,
Karın acımasız soğuğuna inat
Ulaşır güneşe, buluşur dünyayla,
Bazen bir Mustafa'dır o, bazen bir Murat.Öğretmen Mustafa gençti, idealistti.
Bir inci tanesiyim ben,
İnsanlık okyanusunun dibinde
Kayıp ve yalnız
İstiridye kabuğuma hapsetmişim
Kendimi,
Yine kendim.
Yusuf,
Kenan ilinin en güzel gülü,
Yusuf,
Peygamber soyunun nazlı sümbülü.
Güneş bile sönük kalır yanında
Asalet akar durur kutlu kanında




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!