İçimdeki masum çocuk,
uyu sen sabaha kadar.
Annenin çiçekli perdelerinin gölgesinde
karanlıklardan kurtulana kadar uyu.
Dilimin ucunda,
Aklımın kıyısında,
Kalbimin süveydasında.
Dün gece,
Sakın söz verme ey yâr,
Ola ki gidersin, kalır geride kelâmın.
Unutsan da, hatrın muteber bende,
Zeva görmesin, eksilir cânım.
Tramvay raylarında yürüyorum
Place d’Armes’te.
Şehrin damarlarında soğuk kan gibi akıyor zaman.
Wahran, iki aslandan biri,
geçmişin gölgesinde geleceğini taşıyan.
Şimdi yağmurlar yağsın şehirimize
varsın kara kara olsun bulutlar,
varsın şehri geceye taşısın,
yağsın saçaklardan aka aka.
Ayakkabılarını çıkar,
yalın ayak koşalım.
Çakıl taşları arasında
ince kumlara basalım.
Zaman, bir göl gibi durgun.
Saatler suskun; ne bir kıpırtı var içimizde,
ne bir yön, ne bir ses.
Tutsak kalmışız kendi gölgemizde.
Ölüyorum Pesimist modda,
biraz biraz... hepsi bu.
Geçecek, zamanı gelince.
Anlaşılmak için anlatmaya çalışmak yormuştur
Belki anlamsızlaşmak yıpratmıştır kim bilir.
Yanlış şehirde uyanıyorum,
sokaklar bana yabancı.
Bu duvarlar bana ait değil,
pencerelerden bakınca
görünen yüzler tanıdık değil.
Ben sen oldum da
Sen ben olamadın.
Ben bende sen için yanarken
Sen sende yanamadın.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!