Bitmedi henüz mürekkebim,
ama sanırım kurumaya meyilli.
Kağıtların azlığından mıdır, yoksa
yazacak şeylerin kalmayışından mıdır, diyeceğim...
Yüzlerce kitap okumuş birileri,
anlamamış, anlatamamış...
En sevdiği kitap hangisiydi,
hangi cümleyi yarıda bıraktı,
hangi satırları unutamadı.
Anılar var, anılası değil.
Acılar var, yutulası değil.
Birikmiş cümleler, söylenesi değil.
“Anladın mı?” desem, anlatılası değil.
İnsan ne zaman üşür?
Ayazda ulan ayazda, der gibisin.
Oysa Cemal Süreya’ya göre özleyince...
Bana göre unutulunca.
Şimdi üşüme zamanı...
Rüzgarın kırık nefesinde
yanmalar son bulur belki.
Kavrulmuş sahraya kış düşer,
serinler kurumuş çöllerim.
Sakın söz verme ey yâr,
Ola ki gidersin, kalır geride kelâmın.
Unutsan da, hatrın muteber bende,
Zeva görmesin, eksilir cânım.
Şimdi yağmurlar yağsın şehirimize
varsın kara kara olsun bulutlar,
varsın şehri geceye taşısın,
yağsın saçaklardan aka aka.
Zaman, bir göl gibi durgun.
Saatler suskun; ne bir kıpırtı var içimizde,
ne bir yön, ne bir ses.
Tutsak kalmışız kendi gölgemizde.
Sevmeyeceksen söyle...
ekmeyeyim yolunun üstüne çiçeklerimi.
Bakmadan geçip gidersen
yazık olur Cemre düşlerine.
Işığın değmezse yapraklarına,
İçimdeki sokaklar daracık,
dışarıdaki koca dünyanın bulvarlarına kapalı.
Sığınmacılar gibi kullanıyor hatıralar,
varoşların hoyratlığıyla.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!