Hayatı güzel kılmak için çabalayan
Ama kendisi hiç mutlu olamayan
Şu ellerimin hakkını kimden isterim
Ah benim yaşadıkça emeğinin
Hakkını almayı başaramayan
Ağlayanların derdine katlanmak için
Gecenin karanlığına sanki biraz ihtiyaç var
Çünkü gecelerde ağlayanların tamamını
Sabaha ulaşamama korkusu sarar
Kapılar açıldı gidiyorlar işte
Yazık ki tüm güzellikleri ile gidiyorlar
Bölük bölük tabutlar omuzlarda
Hayatımızdan sessizce çıkıyorlar
Hangi çağın karanlığıdır bu oyun
Neden bizi boynu bükük bırakıyorlar?
Tebessümlere bile hüzün hakim olmuştur
Kan kustuk dudaktaki kanı gizledik
Kızılcık şerbeti iksirdir dedik şifa niyetine
Döndük hanemizde kan tükürdük
Hani nerede o günler?
Köşelerde boyun büküp ağladığımız
Kırgınlıklarımızı yüreğimizde sakladığımız
Ocağımız tütsün diye geceler boyu çalıştığımız
Tarihin ölgün sayfaları silindi birer birer
Gülüşünle parlayan o ince şafak çizgisi
Gece çatırdarken acının kucağında
Aydınlık usulca yayıldı her yana
Güven tek kullanımlıktır
Çok istesende tekrarı yoktur
Sessizliği seçen, sonsuzluğu çoktan göğüslemiştir
Gözlerde unutulmuş bir tebessümün izi
Baharı unuttuk erguvan dallarında
Günü uyuttuk hasretin kucağında
Peki benim gençliğime yazık olmadı mı?
Karanlığı kendime sığınak bildim diye
Erkekler sessiz yangınlarda büyür
Külleri, ince bir hüzün gibi çöker içlerine
Gecenin hüznünü yaşarlar yüreklerinde
Hiç kimseye duyurmadan
Bu yine bizim kasabadaki
Erken akşamlardan biridir
Şu an Zakirin Meyhanesinin
Tamda açılma vaktidir
İki kadim dostun buluşma
Günahkar duyguların kavuşma




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!