Sonu Nasıl biter?
Acaba bu fani bilmecenin
Pas kokan fabrikanın hiç dinmeyen
Vardiya düdüğü
Bir yağmur bulutuyuz dedik
Öylede çıka geldik
Hani bu topraklara bereket getirecektik
Kuruyan her şeyi yeşertecektik
Ama biz bir şeyleri hesap edemedik
Daha dün gibiydi geçip giden zaman
Sen benim için kapısından giremediğim
O gizemli yasak şehir gibisin
Merakım çok ama caddelerinde gezmişliğim yok
Umutlar terk edilmenin eski bir mabedi gibi duruyor
Soğuk gecenin sınırlarında gezinen rüzgar
Buralarda sandallarla sohbete dalmış
Gölün yüzüne nadir hallerde dokunur
Ayın kalbinden yükselen nur
Yaşadığımız bu deli çağ kıymetli ne vardıysa
Çekti aldı elimizden götürdü acımasızca
Harcadı bezirgan pazarında geride ne kaldıysa
Artık bu cepheden bize farklı güneş doğmaz
Kainatın gücüne inanmalıyız
Hayat denilen bu yolda
Yaşadığın kişilerin kötülüklerinin kalıntısı
Sana da sıçramasa hiç mesele kalmaz
Adaletinde şefkatin olsun
İnan buralarda kalamazdım
Sende ben biraz olmasaydım
Siyah saçlarını çığlar kaplamış
Gözlerinde bir bulutsuzluk özlemi
Hayatın hükmünü bilmeden seviyoruz;
Mutlu kalabilmek kolay mı?
Rüzgârın yönünü bilmeden
Yelken açmak gibidir sevmek.
Şu batan günün güzelliğine bir bak
Her şeyde müthiş bir ahenk
İşte o ahenge secde ediyor dağ taş
Yeniden renkleniyor bu sonsuz beşeriyet
Sen ise gün batımı gibisin
Biraz uzaktan bakınca
Gidenler çok oldu, yollar yoruldu
Sadakat dedikleri şey çoğunda iğreti durdu
Gerçek sevgi pazara hiç düşmedi
Seven ömür boyu sürgün oldu vazgeçmedi




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!