Yaz güneşlerine koşarken
Bir çocuğun ayağının takıldığı
Gri boya kutusunun
Havalanıp berbat ettiği
Bir sonbahar günü
Yürüdükçe gri adımlar
Bilinmedik şarkılar istiyorum
Gidilmedik yerler
Alınmadık nefesler
Yüzülmedik denizler
Tek biri bile
Senin gözlerine değmemiş
Pendik Marina' da tersane vinçleri ile yük gemileri
Birlik olmuşlar iki martının tuttuğu
Güneşi batırmaya uğraşıyorlar,
Oysaki hangi kuş
Tutabilmiş ki güneşi
Kanatları yanana kadar
İstanbul’un en güzel yeri mi?
En güzeli senin boğazın sevgili
Bir ev yaptıracağım gerdanına
Öperek çalacağım kapısını
Ellerimde şarap kadehleri
Memelerinde kuracağız soframızı
Çünkü sen varsın ufuklarımdan çağıran
Çizgi çizgi uzanan dudaklarımdan alacaklı
Özgürlüğe açılan cesaret gemisi
Sen güzel kaptanı yasak duyguların.
Öyle bir gün geliyor ki
Bütün güzel şarkılar bitiyor
Bütün güzel şarkıların bittiği yerde
Birilerini bekliyoruz…
Şimdi yaz her şeyden habersiz
Yakmış bir sigara daha
Eylülün kestiği kâğıtları
Öyle güzel baştan dağıtıyor ki…
Aşk adres değiştirmiş şehirde
Fakat yağmur ne yapıp edip buluyor
Aniden pencereye damla damla dokunuyor
Ve tanıyorsun parmak izinden yılları
Peş peşe içer sigarasını Hasan Yıldız
Küllerinden kırlaşmış sanırsınız saçlarını
Lakin yıllar her teline ayrı çalışmıştır
Yarıda bırakmamıştır amaçlarını
Şeytan tüyünü takmıştır hafızasına
Yaratır dünyasını her gün yorulmadan
Şimdi bir yılan çıkarıyor gömleğini
Sürünme günlerinin sahipsiz lekeleriyle
Hatıralar müzesinin yalnız günler odasında
Kendi içine düştükçe göz göze geleceğin
Bir askıdır geçmiş kapı arkasında
Asılıyor, içini yakarken
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!