Deli etme beni güzelim
Alevlendirip durma harabe işte gönlüm
Merak etme yaşarım ben iyiyim
Git, peşinden gelecek değilim
Geçti bak mevsimler hala tatlısın
Bazen biraz kan görürsün elinde
Bulamazsın kanayan yeri
Acelen vardır
Kıpkırmızı olur dokundukların
Derken bulursun o inceden kesiği
Dursun diye kanama
Ne çıkabilirim ne durabilirim
Bel tutulması değil ki bu
Ben tutulması ben
Şimdi böyle kime olduğunu da bilmeden
Usul usul gidiyorum yörüngenden
Yaz güneşlerine koşarken
Bir çocuğun ayağının takıldığı
Gri boya kutusunun
Havalanıp berbat ettiği
Bir sonbahar günü
Yürüdükçe gri adımlar
Bilinmedik şarkılar istiyorum
Gidilmedik yerler
Alınmadık nefesler
Yüzülmedik denizler
Tek biri bile
Senin gözlerine değmemiş
Pendik Marina' da tersane vinçleri ile yük gemileri
Birlik olmuşlar iki martının tuttuğu
Güneşi batırmaya uğraşıyorlar,
Oysaki hangi kuş
Tutabilmiş ki güneşi
Kanatları yanana kadar
Şimdi şu sahipsiz günlerim
İstanbul’da bir şiirin kucağında
İlk kez tadılan bir çift dudakla
Bitip bitip inadına başlıyor
Güzel.
İstanbul’un en güzel yeri mi?
En güzeli senin boğazın sevgili
Bir ev yaptıracağım gerdanına
Öperek çalacağım kapısını
Ellerimde şarap kadehleri
Memelerinde kuracağız soframızı
Çünkü sen varsın ufuklarımdan çağıran
Çizgi çizgi uzanan dudaklarımdan alacaklı
Özgürlüğe açılan cesaret gemisi
Sen güzel kaptanı yasak duyguların.
Öyle bir gün geliyor ki
Bütün güzel şarkılar bitiyor
Bütün güzel şarkıların bittiği yerde
Birilerini bekliyoruz…




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!