İstanbul bir yerden başla artık
En büyük aşklarından gir istersen
Koşar adım mutluluklar varken
Şimdi yürümenin ıssızlığını anlat
Konuş üstat durma sen
Kız dağlar taşlar kadar güzel
Gel gör ki korkuyor
Küçük kara bir böcekten
Elleri soğuk kalıyor
Ki o kadar sıcacık yüreği
Atmış sırtına gitarı
Anlaşıldı yine eksik bitecek bir gün
Birşeyler güne diri diri gömülecek
Bu gökyüzü ve güneşin kızgın batışı
Ezelden beri aynı sahnenin dekorları
Dağları, nehirleri, karları gördükçe
Her gün bu saatlerde
Neyzen Tevfik’e saygı duyup
Güneşin mezarına batışını seyrederek
Küfürlü bir karmaşayla
Can Yücel’in mahallesine varmak
Güzel…
Türkçe olimpiyatlarına katılsın dudaklarımız
Türkçe nasıl öpüşülür görsünler..
Henüz yaşıyoruz
Henüz sürüyor ya bütün ihtimaller
Ondandır bu umursamazlığın
Bütün seçeneklerin
Bittiği o boktan günü düşün
Ve sonra söyle bana
Karşı komşumuzdun sen
Mahalledeki tek meyve ağaçlı
Yemyeşil bahçenin sahibi.
Yaz sabahları balkonda yerdin yemeğini
Akşam oldu mu bahçene iner
Kalbimde bir kaos gözlerim hala yaş
Bir nakarat dudaklarımda ruhum ayyaş
Ya hayat hızlı ya ben çok yavaş
Ben hiç böyle olmamıştım arkadaş.
Gökten kristalize olmuş
Yavşak su molekülleri düşüyor
Bundan böyle kara kar demem
İkimize yağmadıktan sonra.
Küçükken sana ölesiye aşıktım
Ne zaman uğrasan gözümü kırpmazdım
Gitme kal diye az yalvarmadım
Gelmeyince rüyalarıma girerdin
Seni görünce kimbilir nerde aklım




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!