Çık artık aklımdan,
Şehrin sokaklarına dökülmüş sonbahar gibisin;
Bastığım her yaprakta senin sesin,
Hangi kapıyı kapatsam, aralığından sızıyor gölgen.
Geceyi üstüme örttüğümde, dikiş yerlerinden kanıyor hüzün.
Çık artık aklımdan,
Yokluğun, içimde ağır bir taş gibi oturur durur,
Ufku sisli bir dağ başı şimdi sol yanım.
Rüzgâr esti mi, adın dolanır tellere,
Kendi yankısından korkan bir kuş gibi çırpınır içim.
Çık artık aklımdan,
Bırak da bu sessizlik kendi dilini konuşsun.
Gözlerimin ardında kurduğun o kırgın ülkeyi yık,
Yık ki, küllerinden bir parça gökyüzü kalsın bana…
Çık artık aklımdan,
Yorulup düşsün avuçlarımdan bu ağır hatıra.
Hangi takvimi yırtsam, yapraklarında senin tarihin,
Hangi limana sığınsam, yelkenimde senin fırtınan.
Geceye sızan son ışık gibi eriyip git de,
Bırak, kendi karanlığımda yeniden yürümeyi öğreneyim.
Çık artık aklımdan,
Çek gölgeni rüyalarımın kilitli kapılarından.
Işıkları sönmüş bir kentin yalnızlığı kalsın arkanda,
Ne bir şarkı hatırlatsın seni, ne de yağan bir yağmur…
Unutayım gözlerinin kıyısında bıraktığım o alfabeyi,
Çık ki, ben de bu fani dünyada kendi adımı hatırlayayım…
Çık artık aklımdan,
Söküp al adını göğsümün ortasında büyüyen o sızıdan.
Hangi sokağa adım atsam, kaldırımlarda ayak izlerin,
Hangi aynaya baksam, yüzümde senin o yorgun kırgınlığın.
Bırak da sönsün içimdeki bu son bozkır yangını,
Ne ben kalayım bu masalda, ne de sen kal bir sığınak gibi.
Çık artık aklımdan,
Hiç geçmemişsin gibi devrilsin üzerime bu sağır sessizlik.
Gözlerim kapandığında kirpiklerime konmasın hayalin,
Rüzgâr estiğinde kokunu getirmesin uzak şehirlerden.
Bırak ki küllerimden bir gökyüzü doğsun yeniden,
Ve ben, seni sevmediğim o ilk günü nihayet bulayım…
Çık artık aklımdan,
Ağırlaşan bu sessizliği de al götür yanında.
Hangi mektubu yazsam, mürekkebi senin adınla kuruyor,
Hangi duaya sığınsam, aminsiz kalıyor içimdeki çığlık.
Topla gölgelerini, savur bu kentin son kuytularına,
Bırak ki yalnızlığım kendi kimliğine bürünsün.
Çık artık aklımdan,
Mevsimler boyu sürgün kaldığım bu gözlerden çöz beni.
Ne bir izin kalsın bu kırık dökük sokaklarda,
Ne de rüzgâr adını fısıldasın pencereme.
Yıkılsın en nihayetinde o hüzünlü krallık,
Çık ki, hüznünden arınmış bir ömür kalsın bana…
Çık artık aklımdan,
Kapanmamış yaraların sızısı gibi çöktün ömrüme.
Hangi kelimeye tutunsam, harfleri seninle ıslanıyor,
Hangi köprüden geçsem, altından akan senin yokluğun.
Devrilen bu ömrün en ücra köşesinde,
Bırak da kendi karanlığıma gömüleyim sessizce.
Çık artık aklımdan,
Ne gökyüzünde bir bulut ol bana ne de yağan yağmur.
Unutayım sesinin içimde bıraktığı o derin yankıyı,
Silsin zaman, adının dokunduğu her bir hatırayı.
Gölgeni çek üzerimden, fırtınan dinsin artık,
Bırak da bu yorgun yürek nihayet bir nefes alsın…
Çık artık aklımdan,
Yolların tozuna karışsın sana dair ne varsa.
Hangi takvime baksam günlerden sen,
Hangi saati kursam, zembereğinde senin sancın.
Bırak da bu yorgun şehir kendi kabuğuna çekilsin,
Seni düşünmeden batan bir güneş kalsın penceremde.
Çık artık aklımdan,
Sil gidişinin bıraktığı o kırık dökük izleri.
Ne bir türkü düşsün dilime sensizlikten yana,
Ne de bir fırtına kopsun içimin sessiz denizlerinde.
Sönmüş bir fener gibi karanlığa gömülsün gözlerin,
Çık ki, ben de bu amansız sevdadan azat olayım…
Çık artık aklımdan,
Kırıp at göğsümün ortasında unuttuğun o eski anahtarı.
Hangi geceye sığınsam, uykularımın koynunda senin gölgen,
Hangi adımı atsam, toprağın altında senin yankın.
Bırak da bu yorgun gözler kendi karanlığını tanısın,
Unutulmuş bir masal gibi silinip gitsin adın.
Çık artık aklımdan,
Bütün limanları yakan o son bakışını da al git.
Ne dudaklarımda sitemli bir ah kalsın sana dair,
Ne de penceremde rüzgârın getirdiği o tanıdık koku.
Ömür denen bu uzun, bu kimsesiz yolda,
Bırak da ben en çok kendime geç kalayım…
Kayıt Tarihi : 14.08.2026 17:33:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!