Çıkmaz sokaklarda arıyorum,
Her köşesi birbirine benzeyen bu taş binaların arasında.
Adımlarımı yankılatan bir gece, bir de kendi gölgem;
Sana varmayan yolların, sana çıkmayan sokakların ortasında
Bir mucize bekler gibi adımlıyorum karanlığı.
Hangi duvara çarpsam sen, hangi çıkmazda dursam yine senin yokluğun…
Çıkmaz sokaklarda arıyorum,
Avuçlarımda birikmiş kentin soğuk dumanı.
Bütün haritalar susmuş, bütün pusulalar şaşırmış yönünü;
Bir işaret, bir kırık lamba ışığı arıyorum senin izini taşıyan.
Ama bu kent bilmez senin kokunu,
Bu sokaklar vermez seni geri;
Her yolun sonu, kendi içimdeki o kör kuyuda biter…
Çıkmaz sokaklarda arıyorum,
Bir kadehin buğusunda, yarım kalmış bir türkünün son telinde.
Gece devrilip giderken sabahın teğet geçtiği saatlere,
Ben hâlâ o çıkmazın başında durmuş,
Gelmeyecek bir adımın, çalmayacak bir kapının nöbetini tutuyorum…
Çıkmaz sokaklarda arıyorum,
Duvarlarına kırık düşlerin gölgesi vurmuş o soğuk binaların arasında.
Adım attıkça daralan, nefes aldıkça göğsümü sıkan bu karanlıkta,
Yönümü kaybetmiş bir seyyah gibi dolanıp duruyorum.
Sokak lambaları bir bir sönüyor üstüme,
Gece bile çekip gidiyor kendi kabuğuna,
Bir ben kalıyorum bu dilsiz, bu taş yığınlarının ortasında…
Çıkmaz sokaklarda arıyorum,
Sözlerin tükendiği, umutların birer birer yere döküldüğü o son sınırda.
Belki bir kapı aralanır, belki bir tanıdık ses böler bu uğursuz sessizliği diye
Her gölgeye sen diye uzatıyorum ellerimi.
Ama ne bir yankı dönüyor geriye, ne de bir zerre sıcaklık.
Her çıkmaz sokak, kendi içimdeki o büyük çaresizliği vuruyor yüzüme.
Ve ben artık biliyorum;
Aradığım şey bu kentin sokaklarında değil,
Çoktan kaybolup gitmiş o eski günlerin,
O geri dönmeyecek zamanın tam ortasında…
Çıkmaz sokaklarda arıyorum,
Bir kentin dilsiz haritasında kaybolmuş bütün adımların izini.
Duvarlar üstüme devrilir gibi yüksek,
Gökyüzü bir avuç siyah kumaş gibi dar…
Hangi köşeyi dönsem, aynı taş duvara çarparım;
Hangi çıkmazın ortasında dursam,
Kendi sesimin yankısından başka hiçbir şey bulamam.
Çıkmaz sokaklarda arıyorum,
Geceyi sabaha bağlayan o en kimsesiz, o en keskin saatlerde.
Sokak köpeklerinin havlamasına karışır ayak seslerim,
Rüzgâr, devrilmiş çöp tenekelerinin arasında eski bir gazete kâğıdını savurur…
Ve ben,
Sana çıkmayacağını bile bile adımlarım bu taş kaldırımları;
Çünkü bilirim, bu kentte aramak,
Varmaktan çok daha masumdur bazen…
Şimdi hangi duvarın dibine çöküp kalsam,
Hangi çıkmazın sonunda bir nefeslik mola versem;
Yine aynı dize düşer dilimden,
Yine aynı yalnızlık sarar dört bir yanımı:
"Aradığım sen değilsin belki de artık,
Bu çıkmaz sokakların koynunda,
Kaybettiğim kendi gençliğimdir..."
Çıkmaz sokaklarda arıyorum,
Çünkü biliyorum, bütün geniş caddeler sahteliklerle dolu.
Işıkları göz alan o büyük meydanlar,
Gürültüsüyle insanı kendinden eden o kalabalıklar
Hiçbiri vermedi bana senin yokluğundaki o dürüst sızıyı.
Ben bu dar, bu karanlık, bu kimsesiz sokaklara sığındım;
Çünkü bir tek bu taş duvarlar yalan söylemez insana.
Çıkmaz sokaklarda arıyorum,
Ellerim ceplerimde, yakası kalkmış bir paltonun içinde büzülerek.
Gecenin çiği düşerken omuzlarıma,
Sözlerin bittiği, rüyaların kabusa döndüğü o son durakta bekliyorum.
Bu kaçıncı Gece, bu kaçıncı yarım kalan dize bilmiyorum;
Ama adımlarım durmuyor, yüreğimdeki o eski hırs tükenmiyor.
Ve varsın çıkmasın bu yollar hiçbir yere,
Varsın her adımıma bir taş duvar set çeksin.
Ben seni bu çıkmazların koynunda,
Bu kimsesiz gecelerin tam ortasında
Son nefesime kadar aramaya devam edeceğim…
Çıkmaz sokaklarda arıyorum,
Belki de sırf sonu olmadığı için,
Sırf bitmeyecek bir yolun tesellisine sığınmak için…
Çünkü biliyorum, bir yol bir yere varıyorsa
Orada durmak gerekir, yüzleşmek gerekir nihayetle.
Oysa bu çıkmazlar, bu dilsiz taşlar
Sadece aramanın o sonsuz çilesini bağışlar bana;
Varmadan, bitmeden, pes etmeden adımlamayı…
Çıkmaz sokaklarda arıyorum,
Rüzgârın kuytularda biriktirdiği yapraklar gibi savrularak.
Gece en derin siyahını döküyor üstüme,
Kentin ışıkları bir bir sönerken uzaklarda
Ben kendi içimdeki o son yangının külüyle yürüyorum.
Ne bir iz arıyorum artık tam olarak,
Ne de kapısını çalacak bir sığınak.
Sadece aramak, bu gidişin tek anlamı oldu bana.
Ve varsın hiç açılmasın o kilitli kapılar,
Varsın her sokağın sonunda koca bir karanlık dursun.
Ben bu adımları attıkça,
Bu dizeleri gecenin yüzüne çizdikçe,
Kaybolduğum her çıkmazda
Yeniden kuruyorum kendimi sessizce…
Çıkmaz sokaklarda arıyorum,
Artık adım atmaktan aşınmış o son taşların üstünde.
Ne arkama dönüp bakacak gücüm kaldı,
Ne de öne doğru atılacak bir hevesim.
Sadece duruyorum o son duvarın tam dibinde;
Gecenin ayazı sırtımı yakarken,
Kendi yokluğumun resmini çiziyorum dumanlı havaya.
Çıkmaz sokaklarda arıyorum,
Bir daha hiç söylenmeyecek kelimelerin arkasına saklanarak.
Gölge olup sıyrılıyorum kentin o yorgun siluetinden,
Ne gidenim ben bu yollardan, ne de kalanı…
Sadece bir şiirin, tam da bu dizede biten o dilsiz noktasıyım.
Ve şimdi, bu son sokakta,
Tüm ışıklar sönerken üzerime;
Son bir nefes gibi bırakıyorum kendimi gecenin kucağına:
"Yol bitti,
Sokak bitti,
Ve ben aradığım o çıkmazın tam kendisi oldum..."
Kayıt Tarihi : 14.08.2026 19:25:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




TÜM YORUMLAR (1)