Gözlerinin eşiğinde tutuşurken zamanın son yaprağı
Bütün varlığımı sereyim adımlarının değdiği o kutlu toprağa
Karanlığın kalbini yaran göksel bir fırtına gibi düş içime
Sadece bir bakışınla kavur ömrümün kırk yıllık çölünü
Avuçlarımda biriken korları rüzgarına bırakmaya hazırım
Sessizce kıvrılan ırmakların yatağında sızlar ruhum
Bir kelimenle parçalansın kederin o ağır ve dilsiz kayaları
Damarlarıma sığmayan fırtınayı durdurmak için seslen bana
Sonsuzluğun kapısını aralayan ince bir sızı gibi gel
Soluğunla tutuşsun göğsümün en derinindeki saklı mabet
Geceyi bölen sirayet etmiş bir kehanet gibidir arzun
Canımdan bir can söküp almak istersen durma eyle hükmünü
Var oluşun gümüş tellerini koparıp sunayım avuçlarına
Güneşin kavrulduğu ufuklarda erisin benliğimin gölgeleri
Küllerimden yükselen o amansız yangın sönsün dizlerinde
Sarmaşıklar kaplasın sükutun yükselen soğuk duvarlarını
Kanatları gümüş kaplı bir kuş gibi havalansın adın
Ömrümün en ıssız köşesinde sakladığım son nefesi al
Yeter ki sen iste, feda olsun zamanın ve mekânın sınırları
Gözlerinde boğulmak için can atan bir deniz gibi çağlayayım
Işığın süvari bir mızrak gibi deldiği bu kadim gecede
Bir adak gibi sundum sana kalbimin sırdaş derinliğini
Kırılan mühürlerin ardından dökülsün ömrün gizli hazinesi
Kaderin nakış nakış dokuduğu bu sürgün bitsin bakışlarınla
Sonsuz bir adanışın kollarında teslim olsun ruhum sana
Alevlerin rahminde büyüyen köklü bir ağaç gibi
Dallarım uzanır göğün dumanlı aynasına doğru
Kırılan sırların üzerinden süzülür zamanın kevsiri
Adının değdiği her dize tutuşur usulca karanlıkta
Aşkın ağır yükünü taşır omuzlarım hürriyet gibi
Sonsuz bir uykunun koynundan uyanır hülyalarım
Güneşin kavrulduğu vadilerde ararım saklı izini
Yakut işlemeli kadehlerde demlenen bu mukaddes keder
Damarlarıma sızan en derin iksir gibidir şimdi
Küllerinden doğar ruhum her bakışının kıvılcımıyla
Surlarını zorlayan rüzgarın amansız ıslığıyım
Gecenin bağrında kanayan bir karanfil gibi çaresiz
Dokunduğun her zerre ışıkla yıkanır baştan başa
Avuçlarımda yeşeren son umut tohumlarını saçtım
Varlığının derin denizine batan bir gemi misali
Şimdi ey hüznü taç gibi taşıyan gizemli krallık
Kilitli kapıların arkasındaki son yankıya kulak ver
Düşlerin mabedinde sönen mumların kokusu yükselir
Sensizliğin uçurumunda bir adak gibi beklerim
Bir söze sığdırılmış ebedi vuslatın sarhoşluğunda
Karanlığın kalbine kazınmış efsunlu bir mühürsün
Zamanın ötesine taşan nehirlerin çağıltısısın
Kaderin ince nakışında çözülen dilsiz bir düğüm
Gözlerinin gölgesine sığınmış bu ıssız ruhum
Rüzgarın sürüklediği bir yaprak gibi teslim sana
Kayıt Tarihi : 26.08.2026 16:40:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!