Ağıtlardan süzdüm, taze demli
Şiirimin dili, acının ana dili
Sel taşkını gözlerim, aynalardan göç etti
Biat ettiğim ruhun, ruhumu terk edeli,
Eşgalin hayallerimden bile silindi....
eğreti özlemler doğuruyor zaman
ahraz cümleler kurduğum anlarda,
ve sen, duymadığın cümlelerimin öznesini yüklenen
kahverengi tabloların arasından sesleniyorum sana....
kaç kez ölürsen öl;
Ah bi görsen;
Güneş denilen o kızgın kor parçasını
Nasıl öper her şafakta ufuk çizgisin
Ah bir görsen;
Ayın secdeye varışını
Nutkun durur....
sır tutmayı bilmiyor lanet olası aynalar;
söz verdim şiirlere,
saklayacağım yüzümün puslu yanını,
bir tek mısralar paylaşacak hüznün soy adını..
gözünle yüzüme çizdiğin yara izlerini;
göremeyecek gümüş camlar..
Ellerin
En çok ellerini kefaret sayarım
Kınası solmamış ellerini
İğde kokusu sinmiş saçlarını
Koynunda sakladığın oyuncaklarını bir de....
Kalbine
Kaç yaşımda görünürsem, görüneyim;
göz-yaşımdayım...!
Bilmem kaç sefer sayılı bir trenin,
bilmem kaçıncı vagonun,
bilmem kaçıncı koltuğunda,
A'dan Z'ye devrik,
Elif'den Sin'e eyik
İçinden çıkan tümcelerin hepsi ezik!
Şairin gözyaşlarıdır harfleri..
Aşım, yaşım, yarim;
Bırak sahipsiz kalsın şiirlerim, ölüp gidiyoruz nasılsa
Nasılsa, sorgusuz sualsiz çekip gitmelere gebe dünya
Herkes, biraz ölecek yaşta...
Delice bir yangın var parmak uçlarımda
Yazarken elimin değil, kalbimin ucunu tutuşturan
Gönül gözünü aç ve gör
Hiç kimsenin destursuz gelemiyeceği yerdesin:
Düşlerim desin...
Ey can
Yüreğin sağır mı senin?
Figânıma derbest olmus bülbül
Ey bir gamze gülüşe ruhumu gömdüğüm.
Kâh sularla
Kâh surlarla çevrilse de dört yanım
Elif gibi her solukta başım.
Eğilmez, bükülmez
Kaç demir ustası dövdü tezgâhında
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!