Yaradan belirlemiş zamanı,
Öncesi yok
Sonrası yok...
Ne fazlası, ne eksiği
Belirsiz bir sıfat ayrılığın zamanı..
Sahi hangi yüzyılda karşılaşmıştık seninle,
Kays sen miydin, ben Leyla'yken?
Çöllerde düşüpte adına Mecnun denilen,
Hangi efsanede kahramandık seninle...
Sahi; hangi filmin başrolündeydik senle?
Sen Bandırma;
Karadeniz'in hırçın çocuğu..
Sen mi şahitsin bugün ki varlığa
Hele bi anlatsana;
Nasıl emretmişti mavi gözlü sarışın?
Nasıl al kanlara boyandı Karadeniz...
Üstüne yok nankörlükte,
Neler heba ettim de uğrunda
Yolun bir kere düşmedi semtime..
İpek çarşaflar mı sermedim gel diye,
Yıldızlar mı serpmedim göğün yüzüne..
Satır aralarında saklı gözyaşlarım.
Kimse görmez, kimse bilmez.
Sessizce, derinden, gizlice ağlarım.
Ben hayatımı yalnız mısralarda yaşarım.
Gün olur bi çocuk koşar oynarım,
Elektrik kesiği bir akşam vakti,
Gaz lambası aydınlığı,
Yeni yeni çıkmaya başlamış bıyıkları,
Körpe delikanlılar,
Henüz tomurcuklanmış memeleri,
Daha körpecik genç hanımlar..
Giderayak dilinden dökülen hoşçakal göçüğünün altında
ezildi ruhum.
Enkaz altında can çekişiyor kalbim.
Kimse yokmu çığlıklarını ne duyan var nede imdada koşan
Müebbete mahkum yaralı bir kuşum
Yüreğinde kurşun kanadında hüzün,
Yokluğun;
Canımı almaya gelmiş azrail gibi karşımda..
Her nefes zulüm,
Can vermek zor be bebeğim...
Kirpiğine yaş takılsa,
Bazen bir kafes kadar dar gelir dünya.
Aklın ve kalbin ortasında kalmışken,
Tamda sırat'in ortasındasin sanırsın.
Yalvarırsın: ne olur yar, Yaradan'i seversen:
Bırakma beni sıratta.
Ya al içindeki cehenneminde yak,
Ne elemterefişler kâr ediyor,
Ne şeytanın kulağına kurşun.
Ömrüme değen 'nazar'mış gözlerin...'
Bir kaç kerpiç, bir kaç tuğla
Kurduğum gönül dergâhımın sıvasını söken,
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!