Üzülme baba,
Ciğerlerimde hastalık yok
Arada bir soluyacak hava bulamıyorum
Bunca vahşetin leşliğine dayanamıyorum,
hepsi bu
Perşembeden başla yazmaya
Liste uzun , durma hepsine yolla
Görene resim görmeyene yazıyla
Cuma kutsaldır, hadi durma kutla
Hava bedava su bedava
Sevgilim ,
Bu sana son sesim
Taç giydirilmiş kral kadar monarşik
Pranga vurulmuş köle kadar esir
Bu sana son nefesim
Kalbim nasır tutmuş usta,
Ne sevmeye mecalim var
Ne kin tutmaya....
Kirpiklerim yosun tutmuş
Dilim lâl olmuş usta;
Ne yazmaya mecalim var,
Bir kucak dolusu
Taze baharlarla çalacağım birgün kapını
Bekle beni
Sabah ayazina kestiğinde kapın
Dumanı tüten bir bardak çayla
Buğusu üstünde bir lokma ekmekle
Kurşun askerlerim yoktu
Harf ordusuyla geldim
Bu sehre her yağmur yağışında "yar"la karışık
Radyoda bir şarkı, ekranda bir sahne
Belki bilbordlarda bir reklam
Vesile olunca kalemimden damlayan siire
En çokta arefe günleri,
Nasıl sislenir
Nasıl bulutlanırdı gözlerim...
Yatakhanenin arka tarafına
Pencereden seyrettiğim düşler serpilmiş bahçeye koşardım
O iki taşın başucunda
Bekci Mehmet amcanın okuduğu gazetelerden
Uçak, kayık, uçurtma
Bakıcı annelerin artan yünlerinden bebekler yapıp oynadık yıllarca
Güldürmeyin beni, ne hediyesi
Bütün kanallarda aynı sinir bozucu reklam;
Büyük indirim, babalar günü kampanyası..
Balık denize
Güvercin gökyüzüne
Gün güneşe
Dün bugüne hiç küs olur mu
Sen yine de "Can" de
Varsın çıksın can tenden...
Sonra figüranlar çıktı sahneye.
Esas oğlanla kız olabilme çabasında
El bilekleriyle kalça gamzeleri yarıştı.
Dokuz sekizlik ritimle
Ayak bilekleri
Darbuka sesine taş çıkardı.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!