Bardağında çayın soğumuş,
Dertlerin ise hâlâ sıcak,
Kaç gece geçti bu masada,
Kaç suskunluk birikti dudaklarında?
Saatler, bildiğini okur duvarda,
herkese yürümüşsün,
bana gelince mi yoruldun?
yolları tükenmiş bir yolcu gibi,
bana varmadan mı vazgeçtin,
yolun başında kaldın.
Susmak, bir dilsiz çığlık gibi içimde,
Kelimeler boğulur sessizliğimde.
Anlatmak ister yüreğim ne varsa,
Ama her sözcük kaybolur boşlukta.
Susmak, bazen en derin haykırış,
Dizlerime çöktü yılların yükü,
Ne hayaller kaldı, ne de eski gülüş.
Kırılmış aynalar gibi içimde çocukluk,
Her çizik bir anı, her suskunluk bir düş.
Vicdanım şahittir, susmayı öğrendim,
Ağlasam, yağmur küser,
düşmez bir damla toprağa.
Haykırsam, şimşek darılır,
gökyüzü küskün bir geceye sarılır.
Öyle acılara göğüs gerdi ki bu yürek,
Susturabilir miyim rüzgârı,
Savurduğu dalı,
Gökyüzüne uzanan bir çığlığı?
Susturabilir miyim içimdeki sesi,
bana dedi ki;
tamam dedim ya.
anladım ki.
sevgiye mi tamamdı.
bitti.
buraya kadar mıydı?
tanrım; ben acı çekerken sen nerdeydin
iyiysen göster yüzünü
kötüysen boşver, zaten gerekmez yüzün.
adını küçük harflerle yazdım şiirime
hakaretten değil, masumluğundan,
ey tanrı sen herşeyi bilirsin
Yok muydu taş kadar değerim,
Alıp bassaydın bağrına?
Çekip alsaydın avuçlarına,
Soğukluğum erirdi sıcağına.
Bir taş bile yeriyle özlenir,
Yollar uzun, yürek biraz yorgun,
Gözlerim dalıyor her yeni ufkun.
Eğer ki bu kalbe ışık olacaksan,
Hayatıma bir tebessüm katacaksan gel.
Geçmişin yükünü taşımaktan usanmış,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!