Üslubu bozuk düzenin,
Kelimeleri eğri büğrü dökülür.
Adaleti terazisiz,
Güç kimdeyse ona bükülür.
Bildiğin gibi değil usta,
Dostluk dediğin bir gölge değilmiş meğer,
güneş dönünce kaybolan.
İnsan, yanındakini omzunda taşırken anlıyormuş
kimin yük, kimin yoldaş olduğunu.
Yıldızlar akar göklerde,
Ay döner usulca,
Bir sevda kaldı içimde,
Özlem vurur sol yanıma.
Yar yollarında soldu bahar,
Bir kazma, bir kürek, üstüne toprak,
Sorulur usulen, “nasıl bilirdiniz?”
Küskünler, dargınlar, hep bir ağızdan,
Nezaket icabı, “iyi bilirdik.”
Usul erkan bilmez cahil çağından,
Edep kalkmış, haya gitmiş dağından.
Söz yalanla yoğrulmuş, dil yağından,
Doğru ağlar, hak ağlar, kul ağlar.
Helal unutulmuş, haram süs olmuş,
Elini ihanete atan utansın,
Menfaatten yana duran utansın.
Can bildiğim, yarama tuz basanlar,
Yüzüme gülüp arkadan vuran utansın.
Soframda ekmek bölüp kin saklayan,
Yandı kalbim, bir mum gibi,
sessiz, usulca eridi içimde sevda.
Uykusuzluğum sardı geceyi,
bir insan, yalnızlığın rengine boyandı.
Dertli bir şarkı gibiyim şimdi,
Eğer bir gün düşersen,
Yolun kenarında bir taş gibi,
Eğilir, ellerimle kaldırırım seni,
Dizlerimde dinlenir yorgunluğun,
Bir nefes alırız birlikte,
Hayata yeniden başlar gibi.
Üzmüşler seni çocuk,
En masum zamanlarında almışlar seni,
Düşlerinde saklarken umutlarını,
Çalmışlar gülüşlerini birer birer.
Çiçekler tomurcuk açsa ne fark eder,
Vakit dolmadı, tüketildi bende,
Saatler pas tuttu, umut çalışmaz halde.
Ne giden yolcu masum, ne kalan temiz,
Bu yalnızlık öyle derin ki, ses bile izinsiz.
Limanda değilim artık, denizin içindeyim,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!