Ölüm ki rüya misalidir her dem,
Ne gelir elden, bu dert ile bu gam.
Tasa dolanır gönül denen haneye,
Hüznü taşır her nefeste bir âlem.
Gam ile yazılmış ömrümüzün adı,
bir hikayenin anlatılmayan bölümü gibidir
saat 3:30 civarında söylediğim şarkılar
kaldırım taşları aralarına basmamak için verdiğim çaba
o zamanlarda küçümsenemezdi,
şimdide taktirle karşılanır.
Sabah sabah bir sevda dolandı dudaklarıma,
Güneş doğmamışken, ışık vurdu bakışlarıma.
Rüzgârın fısıltısı adını söyledi usulca,
Gönlümde bir telaş, bir yangın, bir armağan.
Kokusu taze bahar, tadı düş gibi,
Sabah olmadan bir ezan duydu,
Bir adam kalktı, yüreği buzdu.
Çocuklar uykuda, soba sönmüşdü,
Gece boyu rüya bile donmuşdu.
Kadın “Bayram mı?” dedi usulca,
sakin aglama
sen aglarsan düsler ölür
bir kus kanatlanir, kirar kafesini
hasret konar anilara
uykusuz savruktur yüzüm,
sensiz asiktir bu beden.
Sakın güvenme feleğin muradına,
Gülüşün yarın hicran olsun hele.
Altınla örtsen de yoksul adını,
Saltanatın bir viran olsun hele.
Nice beyler geçti tahttan iz kalmaz,
şaşırdım kaldım,
gündüz başka bir yara,
gece daha derin.
sana gelecektim,
gökyüzünden yıldız toplar gibi,
ne sana kavuşur yollar,
ne ben gelebilirim sokaklarına.
en eski türküler depreşir yalnızlığımda.
sen uzak diyarlara gidersin,
ben kalakalırım seher aydınlığında.
sana gül diyemiyorsam,
Venedik’te bir gece,
suların gölgesine düşer kader,
yolculuklar birikir,
sevdanın en güzel hali gibi,
belki de haşa,
şairin yazmadığı bir dize.
Herkes çok dürüsttür kürsü başında,
Cebini sayarken eli şaşında.
Hak, en çok anılır hırsız taşında,
Adalet vitrinde, kilitli vicdan.
Sözler paket paket, içi boş vaade,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!