Bağrıma ateşleri döktün de gittin,
Kül ettin yuvamı yaktın da gittin.
Gözümün ferini çaldın geceden,
Gündüzümü kara ettin de gittin.
Dilimde adının pası dururken,
Ve anlıyorsun zamanla,
gölge olmak bazen en iyisi:
Kimseye yaslanmadan,
kimsenin seni yıkamayacağı kadar hafif.
Ben her şeyi gömdüm içime,
Acıları, umutları, düşleri…
Biriktirdim zamanla, yıllar içinde,
Sessizce ağlayan gözleri.
Bir defa hayalini sevmiştim,
Giden rüya oldu, kalan hep ziyan,
Sözüm yarım kaldı, içimde viran.
Geceyle dost oldum, sabahım yaman,
Şu gönlüme huzur ermiyor benim.
Bastığın yeri düşün,
kibirle yürüyerek,
Yolu incitme gönül,
nefsine uyma gerek.
Kerameti Hak’tan bil,
bencillikten kaç gönül,
Viran bir hâlde kaldı bu kalem,
Yazmaz gönül fermanını kalem,
Titrese de umut taşımaz kalem,
Sabır gerekmiş dem olmasını bilene.
Titriyor ellerim, suskun bu gönül,
Bülbüller ötmez oldu bağımda,
Gönül evimin sisli dağında.
Yaralı bir kuş var sol yanımda,
Uçar mı bilmem, düze varınca.
Ay doğmaz artık o eski yerden,
Yitik gönlüm, viran olmuş harabe,
Baykuş sesi yankılanır harabe,
Sinemi yakan kor alev harabe,
Bu yanış nedir, neyimiş bildim.
Hayal kurdum, kader döndü sırtını,
Demedim mi gönül sana, fazla sevme, üzerler,
Sevdiklerin bir gün gider, seni hüsran ederler.
Açarsın yüreğini, dalar sevda baharına,
Sonunda yaprak döker, gül açmaz baharında.
Sevda dediğin narindir, nazına aldanılmaz,
Kaşına bakarken titrerdi yüreğim,
Çatma o kaşını, ağlar kaderim,
Yaramı saracak kimdir dileğim?
Vefa lazımmış dem olmasını bilene.
Hayal kırılırken soldu hep sevdam,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!