Sana çok benzeyen bir çiçek gördüm,
Solgun ve kederli.
Yaprakları, hüzünle kıvrılmış,
Başını eğmiş rüzgâra.
Sanki içindeki bahar küsmüş,
Sana güller getirdim, kırmızı ve beyaz,
Her bir yaprağında var, sevdamdan bir niyaz.
Kokladıkça anlarsın, gönlümdeki yerini,
Sana güller getirdim, unut deme sevgini.
Sana güller getirdim, dikenine razıyım,
Sana söyleyecek şiirlerim var,
Söylesem dil yanar,
Susarsam yürek ağırlaşır,
Her kelime bir yangın, her hece bir kor.
Sana anlatacak gecelerim var,
Dil ne bilir özün, derdi, hikmeti,
Sandın ki nimetler yalnız zahmeti.
Ne toprak, ne yağmur verir nimeti,
Ekmeği buğdaydan, arpadan mı sandın?
Güneş ısıtırken âlemi sarar,
Zaman düzeltmez hiçbir şeyi,
Sadece gizler, zamanına kadar,
Saklar derinlerde, sessizce örter üstünü,
Ama unutmaz, sadece bekler sabırla.
Sanma ki acılar geçer,
Sanma ki sen yoksan, dünya duracak,
Gönlümde bir sevda, yine yanacak.
Sensiz de akar bu nehir, bu zaman,
Ama her damlası hasretle dolacak inan.
Sanma ki sen yoksan, gece karanlık,
Her susanı dertsiz sanmayın,
Sükûtun da kanayan bir yeri var.
Her güleni gamsız sanmayın,
Gülüşün altında gizli mezar var.
Söz verdin,
sözün rüzgârla savruldu,
bir yaprak gibi düştü toprağa,
tutmaya tenezzül etmedin.
Göz göze geldik bir vakit,
Özlediğim ölüler var,
gözleriyle hatırlanan, elleriyle unutulan.
Bir taşın altına saklanmış eski bir gülüş gibi,
yağmurla dökülen anılar.
Sesleri bazen rüzgâr olur,
penceremde geceyi aralar.
Yitik bir roman yazılmış,
Özneleri sen ve ben.
Adresini kaybetmişiz,
Memleket mi, gurbet mi?
Unutulmuş bir şarkıyım,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!