Bir sabah doğar, ufukta güneş,
Hayaller peşinde koşar her nefes.
Zaman usulca siler her heves,
Ne düşler kuruldu, tükendi ömür.
Gençlik bir rüzgâr, eser geçerken,
Sızılarla dolan bir ruhum kaldı,
Sabah olur, geceye hükmü çaldı.
Kendi ellerimle düşe yuvarlandım,
Hayallerim toprağa çoktan daldı.
Her adım bir yitik, her söz bir yalan,
Onca sevmene rağmen,
yine seni anmıyorsa her şiirde,
kelimeler arasında adın kayboluyorsa sessizce,
demek ki senin değildir tümüyle.
Sevdiği her sözü,
tütünüm olsaydı keşke biraz tütünüm,
sarıp sarmalar dudaklarıma kordum
ateşi yakışım başka olur tütünüm
dumanında nice sevdaları okurdum,
nice konu komşu gelip geçerdi gözlerimin önünden,
kafiyeler anladı derdimi; zaten bir onlar anladı.
Ziyade dert ile sinemi yaktı sevda,
Ebedi zindanım oldu bu narin hülya.
Mahşer uzakta değil, kapı ardı feryat,
Haşa, bu aşk seyirlik bir düşe benzemez mezat.
Rivayet öyle ki selvi de eğilmiş baş,
Hesabım var gökyüzünde,
Mahşer mahkemesinde sorulur elbet,
Yollar uzar içimde,
Her adımda geçmişten bir çığlık.
Ellerim nasırlı, dualar birikmiş,
Ne bakarsın öyle mahzun cemâlim,
Gönlümde yandın ey nâr-ı hayâlim.
Gül gerdanın üstü lale misali,
Bir sen mi güzelsin, ey dil hayâlim?
Zülfün tel tel olmuş gece karası,
Bilsen,
öyle mahsun, öyle kimsesiz ki yüreğim.
Sanki bir kuş, kanadı kırık,
uçmak istemiş de yere çakılmış.
Bir sonbahar yaprağı gibi,
rüzgârın oyununa bırakılmış.
Zindan gibi bir kışın içindeyim,
ayaz, boran, kar… hepsi kalbime nöbette.
Feryat etmez dudaklarım,
haşa, aşk bu kadar sessiz olmamalı.
Huzur, uzak bir yıldız gibi,
Makama tapandan adâlet çıkmaz.
Halk için değilse, hüküm yâr olmaz.
Koltuğa sevdalı yalandan ar olmaz.
Rüşvetle beslenende dürüstlük bulamazsın.
Köşeyi döneni alkışla büyüt,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!