Sevdan mı ateş , yoksa sözlerin mi közden?
Bir bakışla yandım da adını koyamadım.
Pervane kaçabilir mi döne döne özden?
Kalp razı gelince, akıl susup boyun eğdi.
Gün senden ödünç alsa rengini, soluk kalsa.
Vah bize vah ! Birkaç yalancının sözüne aldandık,
Hak diye sarıldık, bâtılın önünde kaldık.
Bir anlık gaflet ile sustuk, boyun eğdik,
Ateşi görmedik, dumanında boğulduk.
Ömrü tükenmez sandık, dünyanın nimetine kandık.
Avutulmuş düşlerin rengine kandım,
Yalancı baharın izinde yandım.
Gözlerimde kırık bir sevda resmi,
Her baktığım yerde onu anımsadım.
Hayalden bir dünya kurmuşum meğer,
Yarım kalan bir sözüm var sana,
Rüzgârın ağzında savruldum da,
Ne vardım tam, ne dönebildim sana,
Bir bakışın eşiğinde yarım kaldım,
Geceler üstüme kapandı da,
Ayaz, gülün taç yapraklarını öpmüş,
bülbülün feryadı, mahşer sabahı kadar derin.
Sevda, bir rivayet mi yalnızca?
Yoksa hayalperest bir Yunus’un rüyası mı?
Ecel, narin bir huzurla bekler,
Feryat eder ayazda boran, kış tutuşur,
Telaşla korku çöker, zarar dostla buluşur.
Huzurun ahdi ziyan, namert ile erir,
Nöbette mert olanın kalbi sabırla yürür.
Nasip mi? Bilmez insan, bir yol düşer geceye,
Kuyulardan adam alıp kurtardığım var,
Kurtardığım ip ile boğulduğum var.
Garibandır deyip kayırdığım var,
Aynı merhametimle satıldığım var.
Dert yüklüsüne omuz verip dinledim,
Yolum düştü eski bir akşama,
Kokun sinmişti kalbimin tahtına.
Bir selamla başladı bu sevda,
Gölgende başkası vardı, ayrıldık.
Göz göze geldik, vakit durdu sanki,
Ayrılık hanında solan bir nefes,
Gönül misali kuş olur uçar heves.
Sanki sebepsiz bir dert gelir, kalır,
Felek ki her an yürekte bir kafes.
Ne yel savurur, ne bahar geri döner,
Yer ile gök dolsa sevda ve feryat,
Ayrılık içinde ömür bile vefat.
Son nefes olur faydasız her çaba,
Gözler kör, dilsizdir gönül, kulaklar sağır.
Son bakışın yakar geçer ateşi,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!