dert nedir derdi çekene bir sor,
sevda nedir, sevip kanana bir sor,
herkes “unutulur zamanla” derler amma ,
birde o sözü, insana inanana sor.
gönlün yükünü daralana sor,
Yollar bitse, rüzgâr esse tenimi,
Ateş alsa gece, yaksa tenim.
Her zorluğa inat, aşsam kendimi,
Sen gel dedin de, ben gelmem mi dedim?
Yağmur yağsa, dağlar alsa yolları,
gözlerin gördüğünü diller söylemez.
kanadı kırılan serçe ne yapsın uçamazsa.
umudun penceresi olmaz sevgili!
karanlığın içinde kaybolmuşsan;
dilsiz kuyulara derdini açma.
Divane gönlüm benim, sevdaya doyamadın,
Yel gibi savruldun da, bir yâre varamadın.
Ne baharın gülüsün, ne kışın karı oldun,
Bir ömrü heba ettin, bir murat alamadın.
Gecelerde serzeniş, gündüzde sessiz feryat,
Bugün ben yari gördüm, derdimi diyemedim,
Düşümde hasret kaldım, bir söz söyleyemedim.
Gözlerimden yaş döktü, gönlümde elem var,
Aşka düşüp yanarken ateşe değemedim.
Gönlümün yolu uzun, yollar yokuş, dağlar var.
Gideceksin belli, sessiz git,
Yüreğimde kalmasın bir iz, git.
Ne bir söz söyle, ne bir veda,
Sanki hiç gelmemiş gibi git.
Yollar açık olsun, umut uzak,
Bir kuş sesine muhtaç kalmışım yeniden,
Rüzgâr bile uğramıyor pencereme.
Kimse bilmez gönlümdeki bu ağır yükü,
Sen dokunsan yeter…
Sükût dediğin bir çığlık aslında,
yediği haramı helâl gören’den,
hak, hukuk, adalet beklenmez.
vicdanı kör olmuş gönül erenden,
mazluma merhamet, vicdan beklenmez.
kırk kapı geçse de hak peşinden,
Hasretin o kadar koydu ki içime,
geceyi sabaha bağlayan sızı oldun.
Suskunluğumdan tanıdım yokluğunu,
adını anmasam da
her yerim sen diye sızladı.
Bazı hataların dönüşü yoktur,
Haine bel bağlayıp tekrara düşme.
Bir defa yanarsın, külün içinde,
Aynı ateş içine defalarca düşme.
Dost görünür kimi, içi ise kara,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!