Ben yoruldum,
Rüzgâra karşı yürümekten,
Sessiz çığlıklar içinde
Kendimi duymaktan.
Düşlerimi avuçlarımdan kaçırmaktan,
Duydum ki derdinden yatmışsın.
Ne diyeyim, beterini bulasın.
Padişah sofrasından düşüp tabldota.
Plastik kaşıkla zorla bulasın.
“Geçmiş olsun” mu? o laf sana fazla.
Bugün övünürler, yarın dövünür,
Bir sözle büyüyen, birden küçülür.
Toprak herkese aynı kefende,
Bey de olsan, kul da olsan çürütür
Beyhude ömrümün kalan zamanı,
Gözümde tükenmiş her hayranı.
Günler geçer, anılar suskun,
Yıkık viraneden dahada yalnızım.
Ne bahar yeşertir içimde dalı,
Memleket bildiğin gibi değil,
Ne sevgi kalmış ne saygı, değil mi?
Her köşede bir hüzün, bir çile,
Gülüşler bile sahte şimdi.
Dostluklar çıkarla yoğrulmuş,
Sen onsuz yapamam dersin,
Geceleri döner durursun,
Boğar seni karanlık,
O sensiz neler yapar, bilemezsin.
Sen sesini özlersin,
Çekmediğin derdin acısını bilemezsin,
Söz kolaydır uzaktan bakana.
Bir yara, içten içe kanar bazen,
Ama görünmez göze, saklanır zamanla.
Gecenin sessizliğinde büyür acı,
Kimse bilmez ne haldeyim,
Gecenin koynunda sessiz bir fırtına gibi,
Sığmaz içime, taşar gözlerimden.
Dertlerim bile sabrıma hayran,
Bir sır gibi saklarım içimdeki isyanı.
Acı doldu her nefesim, bir kere,
Mazlumun halinden nice şey bilirim.
Yaralar açıldı hep aynı yere,
Zalim neymiş, zulüm neymiş bilirim.
Yürek yükü taşıdım dağ misali,
Bilmen nedendir bakışların nemlenmiş,
Gözlerinin gördüğü dertlerden değil.
Bakışların hüzünle mi süslenmiş,
O eski gülüşler, sırdaş değil.
Bir bulut mu çökmüş gönül semana,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!