biraz sevecektik,
biraz da nefret edecektik.
insan dediğin,
bir mevsim çiçek,
bir mevsim ayaz değil miydi zaten?
sonra,
hatırlanması gereken birkaç mutlu an,
ömrün yorgun raflarında
toz tutmuş bir albüm gibi
usulca açılacaktı.
belki bir akşam vakti,
yağmur camlara dokunurken,
adını kimse anmayacaktı ama
içimizde sessizce sen geçecektin.
işte o an
gözümüz değil,
ömrümüz buğulanacaktı.
yüreğimiz,
eskimiş bir kapının gıcırtısı gibi
acıyla açılacak,
içeriden yıllardır susturduğumuz
özlemler çıkacaktı.
peki.
neden bu kadar yalanın içinde boğuştuk?
neden doğrular dururken
yalanlara yuva olduk?
neden bu kadar seviyormuş gibi yaşadık?
oysa sevgi,
rol yapılacak bir sahne değil,
canını ortaya koyanların sessiz duasıdır.
birbirimize gül uzatırken
avuçlarımızda diken sakladık.
gülüşlerimiz fotoğraflarda kaldı,
suskunluklarımız ömrümüze kazındı.
meğer en büyük ayrılık,
gitmek değilmiş.
aynı cümlede olup
birbirini hiç anlayamamaktı.
şimdi dönüp bakıyorum da.
ne kazanan var,
ne kaybeden.
ortada yalnızca
yarım kalmış cümleler,
eskimeyen kırgınlıklar
ve vakitsiz susuşlar var.
anlamadım.
ne seni anlayabildim,
ne kendimi affedebildim.
belki de insanın en büyük yenilgisi,
sevememesi değildir.
sevdiğini sandığı halde
hiç sevmemiş olduğunu
çok geç fark etmesidir.
ve hayat.
bir gün hepimizin adını
zamana sildirecek.
geriye ne öfkemiz kalacak,
ne haklılığımız.
sadece bir soru yankılanacak
madem sonunda bir avuç hatıra kalacaktı.
neden birbirimizi gerçekten sevemedik?
✍️
Mustafa AlpKayıt Tarihi : 16.07.2026 12:58:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!