Beni Yakışını Hatırla

Rasimin Gönül Dili
307

ŞİİR


2

TAKİPÇİ

Beni Yakışını Hatırla

Gözlerime bakıp ateşi harladığın o zehirli anı düşün.
Küllerimi rüzgarlara savururken dudaklarında beliren kibri asla unutma.
Hangi cehennem söndürür içimde bıraktığın bu amansız yangını?
Merhametsiz bir fırtına gibi göğsümü pervasızca talan ettin.
Beni dipsiz karanlıklara atıp hiç acımadan yakışını hatırla.

Kilitli kapılar ardında çürüttüğün taze umutlarım kan ağlıyor.
Zemheride açan nadide çiçeklerimi acımasızca, tek tek kopardın.
Yüzümdeki derin çizgilerde saklanan o kahredici cinayetin izini sür.
Adımı anarken sızlayan vicdanının buz tutmuş duvarlarına çarp.
Gururumu ayaklar altına alarak ruhumu ateşe verişini düşün.

Gülüşümü çalan o sahte bakışlarının ağır bedelini kim ödeyecek?
Yüreğimde açtığın uçurumların dibinde feryat figan çırpınıyor yaralı ruhum.
Sana inanan kimsesiz kalbimi nasıl taşa çevirdiğini iyi bil.
Faili meçhul bir sevdanın kanlı gömleğidir boynuna astığım vebal.
Bütün kutsal yeminleri bozup gençliğimi küle çevirdiğin anı anımsa.

Son nefesimde bile dilimden düşmeyen o ebedi cezamsın sen.
Tırnaklarımla kazıdığım hayallerin üzerine döktüğün kızgın yağları düşün.
Gökyüzü şahidimdir benden kopardığın aydınlık, nurlu sabahların kanlı yasında.
İçimdeki asırlık ulu çınarları deviren kör baltanın keskin ağzısın.
Hayatımı cehenneme çeviren merhametsiz, devasa alevleri hiç aklından çıkarma.

Masumiyetimi idam sehpasına çıkaran zalim ve kanlı fermanı unutma.
Buz tutmuş ellerimle sana uzattığım titreyen, kanayan gülleri kuruttun.
Bir zamanlar mabedim bildiğim sinende sadece zehir zakkum yeşerdi.
Karanlık gecelerde yüzüme çarpan soğuk, kaskatı vedanın ağır tokadıdır hüznüm.
Susuz çöllerde çaresizce bırakıp kalbimi kavurduğunu derinden aklına kazı.

Dağları deviren yüce sevdamı bir kibrit çöpüyle anında yıktın.
Aynalara bakarken gözlerindeki kanlı, iğrenç o esaretle yüzleş şimdi.
Beni hayattan koparan tarifsiz, acımasız sancının tek müsebbibi sensin.
Zaman geriye aksa da silinmez canıma attığın derin çizikler.
Gözümü kırpmadan peşinden sürüklendiğimde ömrümü nasıl yıktığını itiraf et.

Paramparça ettiğin şiirlerin mısralarında usulca gezinir serseri ahlarım.
Gözyaşımla suladığım sadakat ağacını kökünden acımasızca kestiğini gör artık.
Yokluğunun rutubetli zindanında aklımı yitirirken kilitlediğin paslı kapıları anımsa.
Senin için feda ettiğim paha biçilmez hazinemin enkazında ezil.
Beni mukaddes sevdama kurban edip derinden kavuruşunu sessizce izle.

Göğsüme sapladığın ihanet hançerinin paslı ucunda çürüyor bütün yarınlarım.
Ben sana cenneti sunarken sen beni arafın karanlığına hapsettin.
Uğruna döktüğüm her damla kanlı yaşta boğulacak çorak yüreğin.
Gölgemi bile kıskandığın o yalan sevdana lanet okuyor isyankar dilim.
Küllerimden doğmadan hemen önce ruhuma çaldığın o karayı unutma.

Şafak vakti dualarıma karışan saf, o temiz inancımı kirlettin sen.
Yıkıntılar arasında filizlenmeye çalışan taze ümitlerimi ezdin acımasız adımlarınla.
Hangi yağmur temizler ruhuna işlemiş kahredici, ağır günahı?
Kanatları kırılmış ürkek bir kuş gibi merhametine sığındığım anı hatırla.
Ellerimi şefkatle tutarken beni dipsiz uçurumlardan nasıl ittiğini hayal et.

Sırça köşklerini yıkan ahımın ağırlığı altında ezilecek o mağrur bedenin.
Adak ağaçlarına bağladığım masum dileklerimi ateşe verişini seyrediyor ulu melekler.
Bana biçtiğin bu zifiri karanlık elbet senin güneşini de söndürecek.
Aşkın mukaddes kitabını yırtan zalim ellerine bulaştı benim ağır vebalim.
Hesap günü geldiğinde titreyerek beni nasıl yok ettiğini yüzüme söyle.

Rasimin Gönül Dili
Kayıt Tarihi : 29.08.2026 21:34:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!