Dev çukurunun ayıplarını
Alınmadan üzerine
Sütliman sathından sözde
Sığlaşabiliyorsan derinliğine
Sen martı besle denizim
Yok say beni de...
Selamı sabahı biliyorsan
Doğruyu eğriden ayırıp
Sağlam basıp yürüyorsan
İyidir evlat...
Doğru birdir, yanlış çok
üşümüyorum bugün
günlerden sonra
bir ağacın, kocaman bir ağacın
çırılçıplak dallarını uyandırıyor
bahar
ve yüreğimi
Fırından yeni çıktı poğaça
Döke saça yedim bankta
İki güvercin, bir serçe, bir de karga
Yalnızlık dediğin ne ki be usta?
Sokaklar salaş kimi yerli yersiz bir telaş
Sene 1969
Harem, sabah saat 9
Deniz de bilmezdim, martı da görmemiştim ömrümde
Çocuktum tanıştığımda şehrin ile
Nereden bilebilirdim ki ip atlıyordun mahallende?
Çayla, beyaz bir simit tutuşturdular elime
Birkaç bina, bir minare arasında
Bir karış deniz, bir teselli, nefes
Yüreğimin atışını da andırıyor
Saçlarımın okşanışını da biraz
Kıpırtısı sakin, duruşu narin, enfes
Kimden ve neden kaçtığını bilmiyordu
Öfkeyi hissetmek istiyordu sadece ve özgürce
Bir buna hakkı olduğunu düşündü
Avazı çıktığı kadar bağırmak hani
Gökyüzüne...
onca öfkeyi, küfrü
yedin, sustun, pustun...
sihirli bir ömrü yuttun
mutlu musun ihanet?
nükseder daima
bu öyle bir illet...
Konu:
bir yerlerde bir köşede
mesela resim defterimin dikey bir sayfası
sol üst köşesinde
konu iki nokta üst üste
Bir taş atsam her gün denize
Ya rüzgar savurur ya dalga vurur
Döner gelir biri elime...
Günde bir kez gülsem
Körün taşı bir tebessüm düşer
Biri olsun güler yüzüme...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!