Pazar günlerden,
gümüşi bir ufuktan güneş sızıntısı biraz.
Hayli geçkin bir zaman başladığımız yerden.
Bir zaman gün yüzlü dizelerim de oldu,
çocuksu sabahlarımda, sonrası hep böyle akşam…
Işıkları yanmaya başladı evlerin,
bir kuş uçumu yol karşı uzak tepeler
eteklerinde yeşile devinim
aklımdan geçen baharın kıpırtısı.
yıldızlara bakmazsan hiç yıldızın olmaz
sevmezsen ayrılığın da.
derin bir uykuya dalmak
havada
yağmur kokusu
kar öncesi kızıllığı
ezik hayatlar biraz…
rüyamda bir adam
ezgili, dünden kalma
yağmur yağıyor...
içimde nisanlar kalmış olmalı...
kutu gibi bir evimiz vardı iki odalı
her zaman mum gibi, sıcacık, sobalı
küçücük penceresinden bakardım
ağaçların telaş içinde savrulan dallarına
Kimi yanlış öğretilerle ki iyi niyetliydi ve korumak adınaydı elbette
Görmez, duymaz ve söylemez üç maymunu taç ettik başımıza ede ede
Çoğumuz neden ve kimden kaçtığımızı bilemez bir halde
Çekerken perdelerimizi kronik yalnızlıklarımızın üzerine
Fark edemedik ne çok iyilik ettiğimizi aslında kötülüklere
Kopartmasıydı ipini fenalığın ve büyümesi arsız bir çığ gibi göz göre göre
Ne büyülü bir pınarmışsın
Kaybettim kaybedeli yolunu, izini
Kurudu heceler dudağımda
Aşk bekler, ben beklerim
Ruha bahar gelecek diye
Yalnızlar durağında...
akıl isteyene akıl verdim
para isteyeni geri çevirmedim
olandan çok canımdan verdim
sevgi verdim, aşk verdim
emek, değer verdim
herkese selam verdim...
özgürlük?
berisi gülüm
ötesi ölüm
sınırında ben
sev benim gibi
seni de görürüm...
Uslandırmak istediğim bir çocuğu okşar gibi
Dokunmak yüzüne denizin avuçlarımla
Acıtmadan canını uçar gibi yürümek dalgalarında
Ve dindirip öfkesini sırt vermek kayalara...
Ay kayıp düşerken mesela karşı damdan
Koşup, uçup hatta, kucaklamak
nereye kaçsam hasretim sana
en ücra köşesindeyim aklımın
yok, gidecek yer yok ki daha...
yürekli bir yalnızlık dediğim
amansız bir rahatsızlık belki de




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!