Ve nokta
Gecesini tatmadığım
Şafaklara...
Sokağını arşınlamadığım
Adresini bilmediğim
Sapaklara...
Selam var
Sevgi var
Aşk var
Hava sıcak
Susuyorum
Hararet var
İçimizde kimseye şans tanımadığımıza uyanmak bir gün
Ve kendi hikayelerimizin en kahramanı olmaktan usanmak
Bazen daha fazlasına bile inanıp sonra da utanmak...
Çok şanslı ya da çok şanssız hissetmek mesela, sanmak veya yalnızca
Çok sevmek kendimizi, kızmak, küfretmek hatalarımıza kimi...
aklımdan gelip geçiyor düşünceler
hesapsız…
sözcükler düşüncelere tabi itirazsız
baharda kiraza dayanamazdım hadi
yeşil eriğe anlam veremiyorum şu an
adına tavdım galiba; CAN.
Kardan adamın gözyaşlarını siliyordum
Bir bahar düştü kabanımın iç cebinden
Geceydi, karanlıktı mısır gibi patladı çiçekler
Nisan yıldızları yağıyordu gökyüzünden
Az gittim uz gittim dere tepe düz gittim
Bir de baktım yazmış ben baharı ararken
‘Yokluk nedir?’ dedim usta,
Burnuna düşen gözlüklerinin üstünden baktı yüzüme,
‘Gök yok, deniz yok, tebessüm yok, şiir bile yok bazen’,
Bir daha baktı ‘e başka?’ der gibi,
Saydım durdum da ‘umut yok’ diyemedim bir türlü.
Sonra bir kalem alıp eline bulutlar çizdi,
Yol bilecek
Usulünce yürüyüşünden
Ağaç hissedecek gelişini
Ayağının tedirginliğinden
Hava nefesinden
Toprak incitmek istemeyişinden
Üç kuş düştü
Dün gece düşüme
Serçeydiler ne işse
Düşe girdikleri
Yetmezmiş gibi
Bir de kafeste...
Yürümek aşka bir başına,
pusu kadar sessiz dağların…
Bir başına yürümek aşkla,
gözümdeki yaşla, kadınlığına
ve ben gibi tam da korkusuzca…
Siz doğurmadınız mı?
Bir garip zaman sığdı heybemize
Delişmen ve her mevsimden dem
Çiçekler kuruttuk alacalı ikimize
Mayalandı şiirler durdu nağmeye
Yıllandı ıtır harmanlandı içinde...
İki yıldız tanıktı s/im/gelendi gize




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!