Karanfil kokusu karıştı ayrılığa
Feryat figan, buram, buram
Boşaldı yağmur iliklerimden aşağılara
Son kum tanesinden önce...
Ve bir sessizliği yaşadı ruhum
Yalnızlıklarım ötesinde
aç gözlerini beni düşün
ya da yum ağlama
ölümsün, ölümsüzlük hem de
düşüm, özgürlüğümsün, düşün…
masmavi bir membağın içinden
köpüren sular gibi
yol boyu susku
tınısız, kıpırtısız bahçelerde
gizli hazineleri çocukların
ve uyumakta rüzgârgülleri…
yaşanmışlıklar manzumesi bir yığın
hiç yaşanmamış gibi
Yol geçiyor önümden
Hızlı araçlar, yorgun kamyonlar
Yolcu dolu otobüsler akıyor
Kimi gidiyor, kimi geliyor…
Açık penceremden
Nisan vuruyor yüzüme
gözlerini tarif etmek için bir yeşil düşünmek istiyordum
baktım çam, çimen, parka, yok değil, gözlerin başka
…
yakasını paçasını çekiştirip façasını alıverdi günün rüzgâr
ağzına geleni savuruyor, silkeliyordu dallarını ağaçların
tirtir titreyen dalı şaşkın bakakaldı kıpkırmızı güldüğüne gülünün –dedim elleme gülsün-
Artık ne desen düşer bir hecesi
Kırılır dalları, dizeleri birer ikişer
Sana yazdığım şiirlerin
Artık ne desem boş...
Ne ellerin ne gözlerin
Hayalini de alıp gittin
ayın biriydi
kasıntı biraz irice
oralı olmadım görmezden geldim önce
kırk yıllık kani, teşrinisani.
sonraları sabah akşam bizim mahellede
sokağı tırmanır telaşlı, sevgiliye koşar gibi
T
istedim evet zengin olmak istedim karun kadar –para değildi derdim yanlış anladınız ama haklısınız-
her gün bir sözcük koyardım yastığımın altına bulamazdım sonra ne kadar emin olsam da koyduğuma
meğer şiir olup uçarlarmış rüyalarımda… yüzlercesi, binlercesi belki…
hem yüzlerce, binlerce olacak hem de belki! -ne ayaksın derler adama, ben büyük bir yalancı da olabilirim-
Her gece bu geceydi aslında
İzafi zamanlarda katlandı yalnızlıklar
Ki en kalabalık haliydi bir tekilin
Yalnızlık da yoktu aslında...
Geceyi ve zamanı yutan
Tel toka,
sabah unutma baba,
resimler çekilecek,
mezuniyet törenim var,
hatırlat bana.
Tel toka, tel toka,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!