Bir el dokunur gibi oldu
Yaz dedi, gül dedi
Elde var bugün sev dedi
Bir ses dışımdan
Birkaç öpücük kondu yüzüme
Sanki bu sabah
Gün bitti, söz de…
Kar taneleri uçuşuyor sokak lambasının ışığında,
Ne kadar kederli olsa insan ruhu kaldırıyor dansa,
Sadece bir kelime değil ki SUSKU; beyaz bir kalem,
Sayfalarca manzume, şimdi zaman; apak bir âlem,
ben
beni seviyorum
aslında…
sana koşarken
beni geçiyorum
tekrar seni seçiyorum
Makinelerin motor sesleri...
Deliyorlar karanlığı bir ucundan
Zamanın kristal yansımalarında
Manaları sözcüklerine kırılgan
Sizlik bir şey yok, bu ses sizlik
Bir ney soluğu kadar içsel
Bırakmak istiyorum kendimi
Olduğum gibi akışıma...
Bir esinti kadar dahi yük olmaksızın
Havaya, suya, toprağa...
Hiç abartısız
Bırakmak istiyorum kendimi
Görebilir misin bilmem yüzümü
Karanlığındayım gecenin
Ten yok, dokunuş yok
Rüzgarın sesi tek yağmura yakaran...
Yiten telaşlarımın umursamazlığında
Yeni yetme bahar kıpırtıları bir de
Dökülür sırları, yaprakları gibi hazanın.
Serap zamanı değil şarap zamanıdır mahzenimde
gözün karası, buğusu müebbet içimde son bakışının.
Yaşamak istedim sınırlar ötesi ve ömrümün her gecesi
isyanındayım aldanışlarımın ve karşımda yapayalnızlığım…
Dökülürken sırları aynanın, yaprakları gibi hazanın
Bakışlarıma tutundu karanlık
Ben izine ışıkların sıkı sıkıya
Çıplak ağaçlara sığındı gölgeler
Azı yitti, çoğu kaçıştılar kuytuya...
Bir deli yağmur bir de fırtına
Gök yüzüme baktı, ben göğe
Bugün benim yaş günüm,
Onun için gözümdeki yaşlar.
Oysa ben insan YAS'lanınca ağlar sanırdım,
YAŞ'lanınca da ağlarmış meğer...
insan böyle zamanda
ya ölür ya bir şeyler karalar
inanılmaz desem
inanır mısın?
insan böyle zamanda
şaşırır, sapıtır




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!