Üstüne bulut düşmemiş bir şafak gibi;
Ruhumun karanlığında doğan... bir aşktı bu.
Asırlardır keşfedilmemiş bir hazine gibi;
Ruhumun derinliklerinde saklı, bir aşktı bu.
Bu aşka ihanet etmeden, yalan söylemeden;
Dün gece uykumda...
Tebessümle uyandım,
Koskoca yatakta,
Tek başıma.
Müstehcen bir ifade
Gülümseyen yüzümde;
Bir martı kanadında
rüzgârlara karşı uçuyorduk.
Dün gece biz,
balıklama suya dalıp
balık avlıyorduk.
Sonra rüzgârlara
Sen hiç sokak çocuğu gördün mü?
O; saf duygularını ve çocukluğunu, Arnavut kaldırımlarında yitirmiş...
Geçmişinde kaybetmiş geleceğini; yıllar olmuş şefkat eli değmeyeli;
Pazaryeri ipek saçlarına, toprak çatlağı o, gül yanaklarına...
Sen hiç sokak çocuğu gördün mü?
Şu yalan dünyanın malını, bir servet sandım;
Bunca demdir tamah edip; boşa aldandım...
Hayaller peşinde koşup; nefsime kandım;
Heyhat!.. Nafile geçti ömür; beyhude yaşlandım!
Bu fani dünyaya inanıp, boş yere bağlandım;
Tükenir bazen...
Ekmek, su tükenir.
Bazen tutulur dilin;
Söz tükenir.
Bazen de ağlamaktan,
Gözünde yaş tükenir.
Bizim ülkümüz Turan'dır;
Kızıl elmadır ilkemiz...
Biz bu milletin Mecnun'u,
Bu vatanın kara sevdalısıyız!
Yeşil gözlerinde akşamdan kalma bir hüzün,
Hazan çiçekleri gibi solmuş gül yüzün,
Güz yaprakları gibi tarumar olmuş saçların,
Elveda derken ince ince süzülen gözyaşların.
Unutamadım, unutulmuyor.
Bir gün...
Bir gün ölürsem eğer;
Göz pınarlarında yıkasınlar beni!
Bedenimi, son kullandığın mendilinle çatsınlar.
Tabutumu musalla yerine, kollarına koysunlar;
Naaşımı, omzunda taşısınlar..
Geldim... gidiyorum;
Çırılçıplak, anamdan doğduğum gibi.
Yelken açıyorum, ufuksuz bir dünyaya...
Bir hicran öpücüğü konduruyorum bu hayata;
Gidiyorum, yapayalnız geldiğim gibi.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!