Hazan; ihanet ve ayrılıkların, iki yüzlü mevsimi...
Soldurdun alı, yeşili; çaldın mavinin rengini!
Yeryüzü hüzün sarısına boyanmış, umutlar kara;
Tükenen aşklar, seven kalplerde onmaz bir yara.
Tren garında, işte böyle bir hazan günü vedalaşmıştık...
Yıldızlar gibi kırpışarak... tükendi ömrüm,
Sonsuz bir karanlığın tam ortasında.
Bir kardelen çiçeği gibi boynumu büktüm;
Bembeyaz karlar içinde, erbain ayazında...
Hazan rüzgarlarıyla savrulup gitti gençliğim,
Sevda bahçemden uğurladığım,
Bir özlem kervanıydı sana...
Ağır ağır ilerlerken hasret çölünde;
Kayboldu gece karanlığında,
Kum tepelerinin gölgesinde...
Günahkâr bir ihanet gecesinde!
Dün yine arkadaşlarla takıldık;
Balıkçı barınağından bozma, küçük bir balık lokantasında...
Oldukça şirin bir yer:
Önünde göl, arkasında yemyeşil bir ormanlık.
Ay ışığı parıldıyor dalgalarda;
Çökerken gölün üstüne karanlık...
Ayrılırken yatağıma saklanmış kokun;
Zamanla kaybolur, geçer mi sandın?
İçimde kanayan bir cam kesiği… yokluğun;
Bir gün kabuk bağlar, diner mi sandın?
Ben; çöllerde Mecnun, dağlarda Ferhat…
Ey Rahmânü’r-Rahîm! Ben ki... Acze düşmüş bir beşerim;
Mâl-ü servet-i dünyâda; zevk ü sefâda... Gözlerim.
Şan ü şöhret peşinde koşmaktan, unuttum rububiyetini;
Zâr eylerim! Elim varmaz çalmaya... Dergâh-ı uluhiyetini.
Zerre-i nâçîze tamah edip; değiştim... Niam-ı Cenneti;
Hepimiz yapıyoruz bazen,
Karşımızdakini dinlerken...
Hiç cümleye bakmıyoruz;
Hep kelimelerde takılıp kalıyoruz.
Kelimeler cümlenin yapı taşları,
Orman yeşili gözlerine sis çökmüş; neden?
Akşam hüznü kaplamış yüreğini, gün ortasında.
Bir pınar çağıltısı yükselmekte, buğulu gözlerinden;
İçinde bir sancı büyümekte... sessizliğin karaltısında.
Alev kızılı saçlarına akşam grubu çökmüş; neden?
Muhibbân-ı dildar... Yeis ile mahzun olup ağlamasınlar;
Vuslatın erip, Hakk’a yürüdüğüm gündür o gün!
Firkat ateşinin nârı ile... Tutuşup da yanmasınlar;
Çile-i ömrün nihayet bulduğu gündür, o gün!
Gözyaşıyla değil; niyazlarla uğurlasınlar...
Üstüne bulut düşmemiş bir şafak gibi;
Ruhumun karanlığında doğan... bir aşktı bu.
Asırlardır keşfedilmemiş bir hazine gibi;
Ruhumun derinliklerinde saklı, bir aşktı bu.
Bu aşka ihanet etmeden, yalan söylemeden;




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!