Mapushane dört duvar,
Türlü türlü insanlar var.
Haftada bir görüş günü,
Beklerim gelir diye yar.
Bahçesi var, bağı yok,
İflah olmaz derde düçar oldu gönül; bîçareyim.
Meftun olup içtim aşkın bâdesini... Mestâneyim!
İzin ararım diyar diyar; yolun kaybetmiş, divâneyim.
Gezer dururum çöllerde Mecnun misali; avareyim...
Himmetinle şu dâr-ı dünyaya geldim geleli;
Ey Rahmânü’r-Rahîm! Ben ki... Acze düşmüş bir beşerim;
Mâl-ü servet-i dünyâda; zevk ü sefâda... Gözlerim.
Şan ü şöhret peşinde koşmaktan, unuttum rububiyetini;
Zâr eylerim! Elim varmaz çalmaya... Dergâh-ı uluhiyetini.
Zerre-i nâçîze tamah edip; değiştim... Niam-ı Cenneti;
İflah olmaz derde düçar oldu gönül; bîçareyim.
Meftun olup içtim aşkın bâdesini... Mestâneyim!
İzin ararım diyar diyar; yolun kaybetmiş, divâneyim.
Gezer dururum çöllerde Mecnun misali; avareyim...
Hepimiz yapıyoruz bazen,
Karşımızdakini dinlerken...
Hiç cümleye bakmıyoruz;
Hep kelimelerde takılıp kalıyoruz.
Kelimeler cümlenin yapı taşları,
Orman yeşili gözlerine sis çökmüş; neden?
Akşam hüznü kaplamış yüreğini, gün ortasında.
Bir pınar çağıltısı yükselmekte, buğulu gözlerinden;
İçinde bir sancı büyümekte... sessizliğin karaltısında.
Alev kızılı saçlarına akşam grubu çökmüş; neden?
Muhibbân-ı dildar... Yeis ile mahzun olup ağlamasınlar;
Vuslatın erip, Hakk’a yürüdüğüm gündür o gün!
Firkat ateşinin nârı ile... Tutuşup da yanmasınlar;
Çile-i ömrün nihayet bulduğu gündür, o gün!
Gözyaşıyla değil; niyazlarla uğurlasınlar...
Üstüne bulut düşmemiş bir şafak gibi;
Ruhumun karanlığında doğan... bir aşktı bu.
Asırlardır keşfedilmemiş bir hazine gibi;
Ruhumun derinliklerinde saklı, bir aşktı bu.
Bu aşka ihanet etmeden, yalan söylemeden;
Dün gece uykumda...
Tebessümle uyandım,
Koskoca yatakta,
Tek başıma.
Müstehcen bir ifade
Gülümseyen yüzümde;
Bir martı kanadında
rüzgârlara karşı uçuyorduk.
Dün gece biz,
balıklama suya dalıp
balık avlıyorduk.
Sonra rüzgârlara




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!