Gönül dağıma gölge düştü, karardı umutlarım;
Hicran ateşinde dağladım, kalbimdeki yarayı.
Karlar yağdı başıma, kışa döndü baharlarım;
Hicran ateşinde dağladım, kalbimdeki yarayı.
Geceleri, gözyaşlarımla söndürdüm içimdeki ateşi,
Kadehimde yükseldi her gün, doğan sabah güneşi.
Bu ayrılık yarasının, yoktur yedi cihanda bir eşi;
Hicran ateşinde dağladım, kalbimdeki yarayı.
Her bir hücreme hapsetmişim seni, söküp atamam;
Damarlarımda kök salmış sevdan, artık kopartamam.
Yetim kalmış gözbebeğimi, sensiz avutamam;
Hicran ateşinde dağladım, kalbimdeki yarayı.
Bezm-i Elest'te adın, kader diye alnıma kazınmış;
Ömür kitabımın her sayfası, her satırı sana yazılmış.
Bir boyunduruk gibi ayrılık fermanı, boynuma asılmış;
Hicran ateşinde dağladım, kalbimdeki yarayı.
İlmek ilmek dokudum hatıralarını, istesem de çözemem;
Film gibi rüyalarıma işledim geçmişi, artık silemem.
Benliğime kazıdım hayalini, kendimden bile gizleyemem;
Hicran ateşinde dağladım, kalbimdeki yarayı.
Beklemekle tükendi yıllarım, hasret yollarında;
Sessizce yitip gitti dualarım, hazan rüzgârlarında.
Yorgun bir yaprak gibi düştüm, ömrün sonbaharlarında;
Hicran ateşinde dağladım, kalbimdeki yarayı.
Ömür, bir nehir gibi akıp gittikçe; aktı gözyaşım,
Hasret yolunda heba oldu yıllarım, geçti yaşım.
Vuslatsız bir ömrün nişanı olsun mezar taşım...
Hicran ateşinde dağladım, kalbimdeki yarayı.
30.05.2026
02:31
Kayıt Tarihi : 31.08.2026 18:27:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!