Bahar nedir kış nedir?
Bir kafeste kuş nedir?
Yol yol olur yokluğun.
Düz nedir, yokuş nedir?
Yârim beni aşk ile yâd et.
Bana para lazım Muallâ para, şiir değil, aşk değil.
Şöyle altmış bin olsun, yüz bin olsun.
Yalana bulanmış hamurumuz görüyorsun,, belimizden kalıp kalıp kesilen."
Biilmem ki gülüm ah! bizi bir ateş mi götürür gerçeğe?
Bir hastalık mı iyileştirir?
Bir hastalık mı?
Emrine âmâde bu çırak.
Neyim varsa indir.
Etim de kemiğim de senindir.
Bir alana bir bedavayım şimdi.
Kendim ve ben.
Çocuklara uzanınca eller,
Kırmalı o elleri,
Darağacına bir salıncak kurmalı,
Sallandırmalı sapıkları.
Çocuklara uzanınca eller,
Bu şiir aslında bir ağıttır.
Yazıldığı kağıt ise ıslak bir kağıttır.
En kutsal acıyı devralmıştı ruhum.
Bu sabah yine selam durdum Atam'a.
Onu tanıdığımda henüz çocuktum.
Geliyorlar,
Geliyorlar zincirlerinden boşanmışçasına.
Öyle aç, öyle azgın.
Geliyorlar bağıra bağıra, kin kusa kusa, Kudurmuşçasına.
Yol yaptılar ve buldular bir şekilde yolunu.
Kırdılar kilitli kapıların çelikten kolunu.
Ot ile beslensin açlar.
Çayırlarda otlansın atlar.
Yellensinler gelip giderken.
Belki miğdeleri biraz rahatlar.
Olmaz ise yolda bıraksınlar o en değerli yüklerini.
Dursunlar az ötede iki dakka.
Merhaba bizim çürük binamızın şu tombul sakinkinleri.
Merhaba.
Gün boyu tepiştiniz dairelerinizde, hadi hadi inkar etmeyin duydum!
Acaba bu gayret yıkılsın diye miydi binamız?
Gıcır gıcır gıcır! sabaha kadar seviştiniz durdunuz, isteyerek kulak misafiri oldum.
Yâhu bu ne enerjidir hayret!
Ne olsun işte, herşey bildiğin gibi,
Hiçbir değişiklik yok buralarda.
Sadece habire zam geliyor umuda.
Aynı kaderim, aynı kederim, derdim, tasam,
Aynı acım ve alabildiğine açım,
Aynı ama adı yok.
Ben bir ayrık otuyum, duruyorum gamsızlların bağında.
Gölgesinde yalnızlığın, hem de en hasından,
Ala geyikler gelirlerdi arada, isırırlardı etimi, kökleyip tel örgülerimin arasından.
Götürürlerdi kırlara, bayırlara.
Ama onlaŕıda vurdular.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!