Bir ağaç varmış uzakta hani,
Hani kuzeyin de kuzeyinde.
Adı Ceviz miymiş, Nazım mıymış neymiş?
Ki yanıyormuş hala memleket hasretinden.
Cayır cayır!
Yanıyormuş üşümeyelim diye.
Ağlarsan ağaca ağla medet yok insanlardan.
Tutunmak istersen uzan da o ağacın dallarına tutun.
Sadece ağaçlar anlar halinden bulutun.
Belki dinleyecektir birisi seni ama bil ki göstermelik.
İnsanlar çıkarcı, kindar ve korkaktır oldum olası.
Sen bilirsin ki gözyaşların dupduru, billur bir sudur.
Ağlayasım var ağlayasım.
Sakladım samanı ve işte geldi zamanı,
ağlayasım var.
Şehrin ışıkları sönünceye kadar,
Şöyle eşek sudan dönünceye kadar ağlatasım var gözlerimi.
Atlayasım var bana yüksekçe bir yerini gösterin gövdemin.
Biz yalnız bir aileyiz, yaşıyoruz yarım yarım.
Ben, karım, çocuklarım.
Görünmez ruhumuza gerilmiş örümcek ağı.
Gezeriz yalnız, dururuz yalnız, oturur cayır cayır yanan bir sobanın başında,
Bakarız buğulu birer pencereden dışarı.
İzleriz puslu gri ve arık arık gözyaşında sokağı.
Kimin gücü yeter güneşi batırmaya,
Denizi kurutmaya,
Kasırganın önünde durmaya, zamanı durdurmaya.
Ama güneşin de gücü bir yere kadar,
Rüzgarın da.
Ve işte yine akşam oldu.
Ellerinizde tutuyorsunuz cehaletin bıçağını.
Kesiyorsunuz memleketimin kolunu, bacağını.
Sokuyorsunuz ihanetinizi gözümüze gözümüze.
Sokuyorsunuz kulağımıza.
Yüreğimize, ciğerimize, dalağımıza.
Yalnızlık yağmur değil sokak.
Islanan ben değilim bastığım yerlerdir.
Hey gidi günler hey!
Bir denizin kenarıydı gençlik.
Gizli içilen tütünümün tadında yaşamaktı yaşamak.
Gözünün ucundaki bir damlacık yaş anam.
Bekler durur dalgın dalgın bakarak ufka eşikte.
Sallar olmayan bir bebeği olmayan bir beşikte.
Yağmur başlar yağmaya, tanesi düşer cama, sorar; "hayırdır yine nerelere gittin öyle, birini mi beklersin kadın anam?"
"neydim gızım bir yanım yarım, gün sayarım, bizim oğlanı beklerim öyle. Gelecekti de bir türlü gelemedi gitti askerden. Sen gördün mü yolda, gelip geçtin mi onun üzerinden?"
Gözünün içine içine bakıp bakıp anamın, süzülerek akıp gider o yağmur tanesi camından.
Yağmurlar yağıyor yerden göğe doğru.
Baharları bekliyoruz, sonbahar geliyor.
Üçer beşer eksiliyor askımızdan ceketimiz.
Sofrada kaşık, tezgahta bulaşık.
Yüreğimiz ağzımızda atıyor bu günlerde.
Yüreğimiz ezim ezim eziliyor iki dağın arasında.
Bir çiçek göremez oldu gözlerim sokakta.
Bir yeşil yaprak, bırak çiçeği.
Bu mevsiminden değil, bu başka başka bir başka.
Öyle meşgulüm ki güzelim, öyle müşkül her lafım, kıymık, şarapnel dört tarafım.
Aştı boyumu, bu mevzi diye mezar mı kazmışlar bahçeye?
Topraktan başka hiçbir şeyi göremez oldu gözlerim.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!