Akşam olmuş güneş batmış.
Tekrar gündüze döndüremem.
Biliyorum yanar için.
Tek başıma söndüremem.
Birlik olmalıyız birlik.
Çiçekler var şiir kokan, şiirler var çiçek.
Hiç geçmeyen bir acım var,
Dokunsan,
Bir şiir okusan belki geçecek.
Bir şiir.
Bir şey, bir şey gerek.
Fındık var yiyelim diye.
Fındığı kırmak için bir çekiç.
Dişli olmak gerek çiğnemek için onu.
Çiğneyip yutalım diye.
Bir gün bakkala gittim, sakız çaldım, sekizdi yaşım, yoktu param,
Çikolata çaldım, gofret çaldım ve kirlettim kendimi böyle böyle.
Övdüler beni akrabalarım en yakın.
Küfrettim bilmiyordum anlamını.
Küçücüktüm, bir yol gösterenim olmadı.
Kendini yollara sürt kardeşim.
Giden yollara, dönen yollara.
Lakin, yaşlanma o yolların yokuşunda.
Susadınsa sevdasına vslatın,
Yolların çukurunu yala o.
Bir yol var, ben o yolda yürüyorum.
Bitsin gari bu dizi.
Kaç bölüm geçti çıkamadık şu işin içinden.
Gına geldi gına.
Alsın gari şu zengin oğlan, şu fakir kızı.
Hep aynı replik, aynı laklak
Deyiven beni, nerede aşk?
Ruhum bedenimden önce düştü toprağa.
Etimi didiyor her tarafta sürüyle kargalar.
Nolur yapmayın diyorum,
Yapmayın, bakın yaralarım ağır.
Kargalar aç, susuz.
İçimde kutsal bir çöplük çürüyor.
Ben bu düzene sadık değilim.
Hiç bir ödüle de talip değilim.
O ödülleri sadıklar alsın.
Bize de koskoca bir yalnızlık,
Kalırsa bir iki de dost kalsın.
Bu yeter bana.
Küçük görüyorlar insanları, yüksekte oturanlar.
Doksandokuzuncu kattan bakınca,
Bizleri böcek görüyorlar.
Ellerinde altından kalemler tutanlar,
Ellerinde titanyumdan mikrofonlar tutanlar,
Ellerinde yakuttan kadehler tutanlar,
Mini mini bir çocuk, akşam vakti sırtlamış bitkin annesini sırtına, tutmuş onu sızlayan elinden, zıp zıp zıplayarak, sürüklercesine götürüyordu ıslak sokakta.
Akşam vakti, tenha sokakta, sessizliği yırtıp parçalıyordu miniģin söylediği şu eski çocuk şarkısı.
"Mini mini bir kuş donmuştu, pencereme konmuştu..."
Hava buz gibi soğuktu. Sıkısıkıya kapalıydı pencereleri evlerin ve kimse açmadı.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!