Şimdi mühürledim kapıyı, kilit sende kalsın.
Seni hak etmeyen adını musallada ansın.
Yorgun sızım, yasla başını omzuma
Ne bir kula minnetim, ne dünyaya muhtacım.
Ne bir ah bıraktım ardımda, ne bir keşke
Dışarısı kalabalık ve sağır,
Ben kendi kıyımdaki bir yabancı...
Kirpiğimde titreyen damlalar...
Benim bilmediğim bir dile,
Belki de yüküm kadar ağır.
Gündüzleri herkes gibiyim,
Geceleri kendimden sürgün...
Sen gidişine bir yol buldun;
Ben, bir başıma
Uçurum kıyısında değil,
Kimsede vefa yok, biliyorum.
Duldasız yolları,
Kendimce yürüyorum.
Bu bendeki iyilik,
Kendime kalan son inancım
Mor gecelerin ıssızlığına inat,
Bir adın dilimin ucunda kiracı.
Rutubet kokar hayallerim,
Avucunda bir parça huzur,
Kalbimde derin bir sızı...
Dağ gibi bir yük binmiş omzuma,
Kuş misali çırpınan bir canım var...
Kırık kanatlar taşısa da ruhumu;
Rahmân’a tutunmuş bir halim var.
Ömrümün bağında geçse de hazan,
Zamanın tam kalbine en derinden
Saplanmış durur kör bir hançer.
Duvarlardan sökülür gölgenin pası,
Sırtında dilsiz dağların kamburu,
Penceremde küflenmiş bir akşam...
Gök sustu, yer çekildi belki aradan
Bir destan kaldı bize o güzel çocuktan.
Daha dün gibiydi gülüşün, o son bakışın
Şahadet mührü, al bayrakta yazılı adın.
memleket havası gibi kokladım seni,
zemzem suyu kadar aziz.
varlığın; susuzluğa vaha,
karanlığa kandil misali...
ey yüzümdeki tebessüm,
yüreğimdeki nefes,
Müsaitseniz,
Âşık olabilir miyim size?
Tutabilir miyim kader çizginizi?
Bakabilir miyim ömürlük gözlerinize?
Hissetmek istiyorum
Cennet kokunuzu mahzun tenimde.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!