memleket havası gibi kokladım seni,
zemzem suyu kadar aziz.
varlığın; susuzluğa vaha,
karanlığa kandil misali...
ey yüzümdeki tebessüm,
yüreğimdeki nefes,
Keşkeler hep geç kalmıştı ardımızda,
Açılmamış mektuplar gibi sararmış.
Okunmamış bir romanın son sayfasında,
Yetim satırların bir ömürlük hüznü kalmış.
Bir akşam çöker de içimize sessizlik,
Yusuf değilsen inme, kuyu derindir,
İbrahim değilsen girme, ateş çetindir.
Nemrut’un nârına odun taşır feryadın,
Hırs zinciriyle mahkûm ettiğin, o tenindir.
Bir yanda kirli menfaat, bir yanda riya hırkası,
ŞAŞKIN
Zannetme ki kervan hep böyle yol alır.
Kanadın da kanda kurtulur,
Sanma sakın şaşkın.
Ateş olsan, cürmün kadar
Güneş doğdu,
Ay vedalaştı,
Yıldızlar çekildi evine.
Ben hâlâ aynı yerdeyim,
O derin sessizliğin kalbinde.
Fırrtına kopsa yüreğimde, sükûtum sanadır.
Açan çiçek, düşen yaprak, senden yanadır
Yüreğimdeki ateş, kipriğimde damlalar
Zaman akıp gitse de, kulluğum sanadır.
Diken sarsa da yolu, gülün hatırı var
Yarım kalmış bir şarkı gibi,
Sessizce büyüyen boşlukta...
Ne geriye dönebilir insan,
Ne yürüyebilir yokluğunda.
Bir parça sen vardın içimde,
UNUT BENİ
Bakışlarında bir boşluk kalsın,
Kırık bir saatin içinde dursun hayat.
Silinsin üstümden bütün adresler,
Bir zindan yalnızlığında unut beni.
Vesikalık bakışlardan kaçarsam eğer,
Yüreğimi acıtırsa gecenin sessizliği.
Güneşe hasret yetim gibi ruhum...
Zifiri bir karanlık,
Bir zindan yalnızlığı...
Ne mevsim bekledin, ne de bir gölge
Gözyaşın mürekkeb, sızın kalem olsun.
Dost eyledin yüreğini kıymet bilmeze
Heybende hüzün, sükût mirasın olsun.
Kırılmış kalem, bitsin mürekkebin




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!