Bayram Kaya Şiirleri - Şair Bayram Kaya

Bayram Kaya

Sosyal olan, bir insan-insan ilişkisidir. Sosyal olan, öznel, sosyolojik ve etnik kültürlerin ilişki bağıdır. Buna rağmen sosyal olanın genel davranım etkinlikleri, halk yaşamı olarak da dile getirilirse de halktan biraz fazla bir yaşantılaşmadır. Halk daha donuk ve gelenekçi bir görünme iken, sosyal yaşam, halka göre biraz daha kozmopolittir. Daha evrensel oluşludurlar. Bir toplumun halk bileşeni, halkın öznelliklerini konfederatifsi ilişkilerler. Bu halk içi konfederatifsi etnik yapı, kısmi serbestlikleri içeren, öznel ilişkili alan gruplarıdırlar.

Sosyal olan, başlangıçta doğada sağlayışın tüketmesi ile öznelliklerin yaşanması idi. Yaklaşık sekiz bin yıldır da değişken toplumsal sağlatışları lüks tüketen öznel yaşamsal ve ilişkilenmelerin girişmesidir.

Toplumsal olan, üretimseldir. Nesnel, teknoloji insan ilişkisi eşittir üretmedir. Toplum temel gereksinimlerin organize oluşla ve karşılıklı bağıntılı yükümsel sağlanışıdır. Sonuçta sosyal hayatımıza refah olarak yansıyıp, hem toplumsal olanı, hem sosyal hayatı sürdürmektir.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Hiç bir etnik kültür, toplumsal girişmedikçe, kendini ezberlemekten, kendisini tekrar etmekten ötürü, yine kendisini aşamaz. Törece aşamaz, inançça aşamaz, sanatça aşamaz, bilgice aşamaz, üretimin geliştirilmesince ve üretimin paylaştırılıcınca aşamaz.

Yine toplumsal unsurlar etnik yapılarını aşarak, etnik kalamadıkları için, toplumsal eğilimli olmuşlardır. Ve yine bilim, bilgi, araştırma geliştirme etkinliği yürütemeyen yapılar; gelişme ve değişme olgusuyla var olmazlar. Etnik yapılar isteseler de bunu yapmaya muktedir olamayan; mevcudu muhafaza eden, kalıp yapılar olduğundan, gerici ve gelişemezdir.

Bilgi üretemeyen hiç bir yapı gelişip kalımlı olamaz. Kendisini yenileyemez. Yine etnik yapılar, bilim ve bilgi üretmez olacaklarından, dil ve kültürlerinin bilimsel enstitülerle desteklenmesi dahi, bu atıl kısırlığı tekrar etmekten öte gitmeyecektir. Etnik yapılar, toplumu ve toplumsal olanı, insanı ve insanlık tarihini hiç de göremeyeceğinden, kendi narsisliği ile kendi baskısını yaşayacaktır.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Yine sosyal olanla toplumsal olanın girişmesi temel gerçekler göz ardı edilerek, sözün gelişi; “”çözümsüzlük çözüm değildir”” diyerekten, bir karartma ile uygulanmamalıdır. Bu aklın uzlaşısı olmayıp, duyguların ve bir alt olmuşluğun beliren coşmasıdır. Bu tür mantıkla ele alınan konular, bir toplumda, bugün altı yedi sene öncesinden iyi olmadığı gibi daha da sorunsallaşmış olabilmektedir. Tek sorunları, güncel olmayan, düşünme ve değer aidiyet duyguları ile olayları yargılamalarıdır.

Eski dönemde, ilk sosyal üretim biçimi girişmeleri, iş ve eylemlerin, birlikte ortaklaşa yürütülmesiyle idi. İş ve eylemlerin sonuçları da müşterekti. Müşterek avlar ve sürek avları; ot, kök, meyve toplama, barınma ve savunma gibi kişi eksenli, ego düzlemli ve dayanışan girişmelerdi. Etnik soy, grup davranışı ile giriştirilmiştir. Ortak hareket; tekil yaparlığınızı kat kat artıran bir olanağı önünüze serer. Organikler de biyo Simbiyoz yaşamla, tekil olarak yapamayacaklarının, olanaklı kılınmasını sağlıyordu.

Ortaklaşa girişme yaşam biçimleri, klan soy oluş kültür geçişmesini, tarih sahnesine süreçledi. Daha sonraki, araçlı üretimin başlaması ile bu girişme yerini topluma bıraktı. Toplumla girişen davranış ve kültür ilişkilenme osilasyonları, oldukça arttı. Bu bağlamda, girişmenin temelinde, zaten var olan kişi ve ego düzlemli yönelme eğilimliliği, kişi eksenli gereksinmelerinin teminidir. Edimseller kişiyle onun çevresini zorunlu giriştirdi.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Ve ne yapıp yapamayacaklarınızın kaynağıdır, meşruiyetidir. Aynı zamanda değişmezlerin, şaşmaz oluşların, mevcut durum oluşun, buyruk oluşun dokunulmazıdır (tabusudur) . İşte sosyal olanın mucizesi budur.

Sosyal birlik, biyolojimizden gelen yaşamı sürdürme, egocu öznelliğimizden gelen sanı kanı gibi iki temel üzerine inşa olur. Bu sağlayışların organizesi insanı sosyalleştiren yaptırımlıdır. İnsanın yaşamını dıştan bir sosyal birlik içinde sağlar olmasına güdülüdür. Bu kurallaşış insanların bir arada olmalarının, tabusallıklarını inşa ediştir.

Bunu daha önceki yazılarımda belirtim. Yine de basitçe belirteyim. İnsan günlerce av peşinde olma girişimi sonunda, tecrübe ve yaşadıklarını anlaması, girişerek nicelendi. Taş fırlatmayı avda, kullanma becerisi kazanmıştır. Av girişimi, taşı fırlatma yeteneğine, değişip dönüşmüştür. Yani eylem, girişimin kendi idi. Her girişimde nicelenen bir birikim sonunda, değişip dönüşmedir.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Saçını mı boyadın,
Neden Dünya sarı?
Al başımda gamı kasaveti
Gündüzse, neden bu kaygı?

Gözlerin midir süzen,

Devamını Oku
Bayram Kaya

Şimdi, sivri akıllı biri çıkıp, efendim terörle bu, bir mi der! Bu da tartışılır. Ama diyelim ki değil. Bahse konu olan ikisinin eşdeğer olup olmaması değil. Yanlış olan halkın finanse ettiği oluşumlara; toplumsal meşruiyetlikle mazeret ve olumlama verilir olmasıdır. Toplumda finansmanı toplumun bütçesi yapar. Onu da toplumsal olanın finansmanına yönlendirir. İnançlar (halksal kültürdür) toplumsal kültür olmadığından, toplumsal finansmanı da olmaz. İş bu kadar basittir. Toplumsal fikir olmayacak denli fikirsizlikler fikir olmaktadır. Halk bir ibadet hanesini yapar gibi, kendi alanı içinde bunu sürdürür.

Bunu toplumsal olanın neresine koyacaksınız. Halkın finansı, ya da özlemi, kişisel grupsal etnik egoizmlidir. Toplumsal değildir. Halk, toplumun üretim tabanı değildir. Toplumlar, yasalarla ve toplumsal olanın, yasallaşması ile işlerler.

Toplumsal olanda toplumsal nesnel ilişkilikte güncel girişmeli, üreten değişkenlikli, aidiyet ilişkisidir. Bunun içinde halkın istemi ya da halkın inançsal özlemleri yoktur. Çünkü inançlar toplumsal üretimle ilişkilenemezler. Toplumsal sistemler, kapitalizm skalasını ne kadar serbestlikle en doruğa çıkardılarsa kar için toplumsal olandan çok, halksal olanı üretir oldu.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Buralar da egemenci dildi, şu bu tür tartışma, verimsizlikten başka bir şey doğurmaz. Sümer dili uygarlık yaratabildiği sürece yaşamış, kültür ve tekniğini sıfat ve isim ad olarak, diğer kültürlere aktarmış. Kendisi tarih sahnesinde çekildiği halde diğer diller içinde egemenliğini hala sürdürür olmuştur.

Dil egemenliği böyle olur. Tarih içinde üretememiş, toplumlar arası girişimlere maruz kalmamış dil, elbette egemenci olamayacaktır. Elbette toplumsal ittifak içinde ortak kullanım dili olarak, paylaşılmayacaktır. Kimseler size bunu lütfen olarak ve insan hakkı diye sağlayamaz. Sağlasa bile; atıl, cılız, kalıp; bir zaman sonra tümden terk edilmeğe mahkûm olurlar.

Bir Arap dili bile, sırf bir dini kültür ortaya koyduğu için, 60 kadar toplumun dili içinde kendisini egemenci kılmış, bir yayılmayı göstermiştir. Yani dillerin işlerliğini, sizin tarih içindeki bilim teknik edebiyat olarak oluşmalarınızla var kılınırlardır. Taşıma, kopya kültürlerle, diller, tercih edilen bir sahne alışı veremezler. Toplumlarda zorunlu olarak sanatını, bilimini, teknolojisini uluslar arası ilişkiler dilini, ortak toplum dili ile yaparlar. Ve hep birlikte o dili geliştirirler.
Mutlaka her toplumun dili bir zamanlar etnikti. Ama yüzyıllar içinde toplumsal bir evrimle toplumların dili oldular. Toplumların dili de giderek en gelişmiş, diğer dillerin kullanımına en çok sirayet etmiş sözcüklerden, insanların yatkınlaştığı sözcüklerden bir dil belki de giderek dünyanın dili olacaktır. Siz toplum olarak buraya bilim sanat teknoloji olarak ne kadar yansırsanız o kadar payidar olursunuz.

Devamını Oku
Bayram Kaya

6-]Başlangıcın ittifakı toplumunda, halkın bireyleri eli ile topluma katılımıyla çok güçlü bir sirkülasyon alanı yaratılmıştı. Bu aşamada, üretim alanı sadece üretim alanı kalırken; halk, tüketim alanı cazibesi olmuştu. Böylece halkın var oluşu ve devam etmesini süreç etmişti. Artık kimi toplumsal girişmelerin içinde, halkın müdahilliği de, sağlanmıştı. Ancak zihin devinmesinin Güneş sistemli birlik ekseni uzay zaman düzlemi içinde; üretim ve tüketim alanları aynı yer olacağından bahisle; burada halk yoktur.

Halk, ya dünya ölçeğinde kendi kaderi ile baş başa bırakılacaktı. Ya da seçme ayıklama kriterlerince içselleşen zaman zemin boyutlu işlev kuant paketlere dönüşüp, kişi içtenlikçe organizasyonlarla da süreçlere katılacaktı. İkisi de olası, ikisi de mümkün ve yürür de olabilecek durumdur. Eğer dünya da yaşamı uygun olursa, Dünyada kalma olasılıkları vardır. Çünkü gelecekteki o günkü şimdiki zamandaki Dünya da; artık eski insanlık Dünyası değildir.

Bu yüzden halk, karmaşık olandan daima geri düzlemlerin meftunu ruh taşıyan, ilişki düzen tikelcisi olanın kolaycılığına kaçar. Yani organize olup, işlev eşip, gelişip olgunlaşıp, şebeke ağ ilişkisini taşımak istemezler. Yeni sorunlarla, yeni sorumluluklar almak yerine; kendi kararlı, istikrarlı, yalın düzenlerini bozmaktan hep kaçınırlar. Bunun için halk hep, ilkteki aşamalar içinde kalan düzlem pozisyonlarına çekilmeli oluşla, gel git eğilimli olmuşturlar.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Tabu, fetişti duyguların dışta size haz ve elem duyguları olurla nedense bir algı gibi yansıması duygusudur. Şeylerin öyle olurlusu, tabunun kaynağıdır. Totem tabu algılardan kaynaklı ortaklaşan aitti çekim algısı olacakla; somutlaşışla, kurallaşışla, kaidelersen kimlikti klan kardeşliği ilkeleridirler. Totem düzenleyen ilkedir. Tapınaktan öncedir. Tapınma daha sonradır. Totemin kaide ve kuralları tabulardır.

Tabu ve totem toplum öncesi sosyal hayatın bir gerçekliğidirler. Toplumsal yapılar içinde bin bir kılığa bürünmüştürler.

Tabu ve totem o aitti grubun ya da klanın ata soy totem kardeşliklerini belirler. İlk kardeşlik sosyal bağ dokusu, totem kardeşliğidir. Ortada henüz sütkardeşliği, ilanen kardeşlik, cinsel yolla kardeşlik, evlilik yolu ile kardeşlik, biyolojik kardeşlik gibi anlama ve tanımlar hiç yoktur.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Başka yazılarımdan da belirttiğim gibi, kişi kendi iç isteklerini, iç irade ve bilincini, dışarıda belli bir uzak noktaya alır. Bu nokta, sizin bu içti istemlerinizi tekrardan size doğru ve keyfinize göre dönüşle yansıtan, kişilerin ve sosyal yapının istediği gibi söyleşir olduğu, totem yapılanmadırlar.

Putun saygılanması bu doğru tahminlerin yararlı yararsız kalmış olan eski uzantılı çoğu rehber olan aktarımdırlar. Değilse, kendisine fayda ve zarar vermez olmasının anlaşılması değildir. Put, insanın kendisine yabancılaştığı yerde ve sosyal yapısına, toplumuna bağlandığı noktalarda belirir.

İslam’ın kutsal kitabı da, o günün insanlarının put saydıkları nesneleri, Allah saymadıklarını biliyor ve ifade ediyordu; ‘Saygıladıkları nesneleri belki bizi, Allaha yaklaştırırlar diye aracı kılıyorlardı’ söyleminin açık vurgusu ile bunu belirtir.

Devamını Oku