Bayram Kaya Şiirleri - Şair Bayram Kaya

Bayram Kaya

Arızanın çözümü kolektif üretim şekline göre olacak yerde, yeni öğrenmenin arızalarına çözüm de yeni öğrenme içinde aranıyordu. El takdirinde aranıyordu. El ‘in bir bildiği var deniyordu! El ‘in yaptığı işte bizim anlayamadığımız bir hikmet var deniyordu! Her şerde bir hayır var deniyordu! Deniyor oğlu deniyordu.

Her bir aykırı denişle kişiler kendisine ve üreten siteme yabancılaşıyordu. Yabancılaşma oluşan yere de El iradesi ve El ‘e iman konuyordu. Yabancılaşmayı kanıksamışlardı. Kişiler yabancılaşma gördükleri yerde, sisteme ve kendilerine El ile yakınsama yapıyorlardı. Kişiler, kendisini kendisine yabancı kılan kavramlara göre düşünüp anlam ortaya koymakla, uyuşma dışında hiçbir çıkar yol bulamıyorlardı.

Kişi bu inanma ve inanç akitleri içinde sonu gelmez çıvlamalar ile yorgun düşüyordu. Bu yorulma, bu yılma nedenle kişiler El yakınsamasına kendi kendilerini bağlıyor, kıpırdayamaz oluyorlardı. Örneğin; bir El yakınsatması olan “mülkün sahibi El ‘dir. El mülkünü dilediğine, dilediği kadar verir. Ya da kimine de mülkünden hiç pay vermez” deme yakınsatmaları böylesi bir yakınsatmalar bağısıydı.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Köleci sistem içinde El ‘in kendisinin arıza olduğu bu tarizleri, bu gaspı, talanı, yağma ve hırsızlıkları önlemek için zengin fakir algısını sistem içine oturtup, sistemi meşru etmek için “rızkların helalini yiyiniz” dediği muhatabı, köleci sistemdi. El ‘in köleci sistem için böyle söylemesinde bir çelişki yoktu.

El kolektif sistemin üzerine sünger çektiğinden, bir dengesizlik oluşmuştu. Bu dengesizlik karşısında El ‘in helal dediği şeyler öncelikle El ‘in verdiği paydı. Sonra El bu sözünden caymalar gösterir. Helal olmayan rızk; başkasına ait maldan, mülkten başkasının rızası olmadan yeme içme kullanma diye bahseder.

Kolektif sistem de üreten paylaştırma içinde başkasının rızası gibi bir kavram hiç yoktu. Üreten sistem içinde başkası yoktu ki başkasının rızası olsundu. Özel tüketimli sosyal alan içinde kişinin kendisi olmayan herkes başkası gibi olabilir (ki sosyal alandaki kişiler, kişinin totem eşidir yine başkası değildirler).

Devamını Oku
Bayram Kaya

Öyle ya mülkün sahibi siz değildiniz. El ‘di. Ve El mülkünün nasıl dağılacağına da siz zındıklar karar veremezdiniz! Yani bu söz karşısında siz istiskale uğruyor, istiskale uğramanın ıskatı ile oluyordunuz. Bu tür kısır döngü veren çıkmazlar içinde siz de teslimiyet göstermekle, ancak mutmain oluyordunuz!

El, üreten ilişkinin; karşılıklı bağıntı içinde, kolektif bir hareket olduğunu çok iyi biliyordu. El iyi bildiği bu kısımla sizin aranıza kendisini veli nimet kıldı. Artık efendiler bizim velinimetimizdi. Bu bir illüzyondu. Bu bir algıydı. Algıyla iman ahdi yapılıyordu.

İman edenlere bol keseden hoşlandırma vardı. Vaat vardı. El fizyolojik ihtiyaç yerine geçmişti. El tehdidini de şirinliğini de yerine geçtiği bu algıya göre yapıyordu. El keyfine göre rızk dağıtan velinimet, olduğunu söylüyordu.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Çok insan hikâyesi dinlemişizdir. Ama birbirinden kopuk olan bu anlatımlar tarihsel değildir. İzole bir totem sosyoloji içermez. Totem yaşamla sürüden ya da grup eğiliminden çıkan gelişmeyi içermez. Üretim sel ve kolektif güç güdenle değildirler. Üretim gücünün doğurduğu ilahi mana anlayışını ortaya kor olan tarihsellikle vs. insanın ilahi atalarıyla ortaya konur denli çok yönlü bağıntılarla değildirler.

Biyolojik benzerlik nedenle insanımsılar 6 milyon yıldan beri yeryüzünde vardılar. İnsanlar, üreten gruptan ve gruplar arası girişim yapa üreten kolektif güçten sonra, şunun şurasında belki de 6-7 bin yıllık ittifaklar arası bir girişme ile yeryüzünde var oldular. İttifaklar arası bir girişme ile yeryüzünde var oldular.

İnsan ile insanımsılar arasındaki fark, biyolojik olmaktan çok öte insanın üreten gruplar arası kolektif güç kullanma başarısı göstermenin kolektif bir mirasla donanmış olmasıydı. Ne insanı ortaya koyan irade, biyo-sosyolojik kültürler insanındı. Ne ön ittifakı ortaya koyanlar insandılar. Ama iyi veya kötü bu günkü uygarlığın sürdürücüsü ve taşıyıcısı insanlardı.

Devamını Oku
Bayram Kaya

İnsan, üreten ilahlar tarafından bilgi kılınan birçok farklı totem mesleği işinin ve kolektif işbirliğinin ortaya koyduğu bileşimin imaj gücünü taşıyorlardı. Bileşimin imaj gücü melez bir biyoloji üzerinde ilahlardan mirastı. İnsan miras bilinciyle, eylemiyle, donanımıyla kolektif bir kapasiteydi. Bunlar dışında insanın tür davranışına göre olma benzerliği haricinde pek pek ortaya inşa koyacak belirgin bir tarihsel görünümü yoktu. Hiçbir tekil tür davranışı da üreten bir kolektif davranış ortaya koyamamıştı. Kısa erimli gelişmelerle istisnaları hep olasıdır

Ama bu istisnaların hiç biri o türü kendi genetiğini çözmeye; o türü uzaya götürmeye, o türü evreni anlamaya ve kuantum süreçleri bilecek denli gelişme içine henüz getirememişti. Kişinin kolektif yeteneği kişinin içyapısından gelen bir özel durum değildi. Kolektif yetenek kişinin dışında kişilerden ve kişilerin isteminden bağımsız bir alan etkisi olmakla kolektif güçtü. Irmaktaki güç damlanın gücü değildi bileşik damlalar gücüydü. Denizdeki güç ırmağın gücü değildi, ırmağın dışında ırmaklar birliğinden oluşan potansiyel güçtü.

Bu nedenle insan da kolektif yapı içinde kolektif potansiyelle davranan kişi oluştu. Tüm meşruiyet, tüm ilişkinler bir lütuf, bir merhamet, bir acıma, bir alicenaplık veya bir cömertlik, bir himmet vs. değildi. Aksine inşa temelinde olan zorunlu bir oluştu.

Devamını Oku
Bayram Kaya

İnsan, üreten ilahlar tarafından bilgi kılınan birçok farklı totem mesleği işinin ve kolektif işbirliğinin ortaya koyduğu bileşimin imaj gücünü taşıyorlardı. Bileşimin imaj gücü melez bir biyoloji üzerinde ilahlardan mirastı. İnsan miras bilinciyle, eylemiyle, donanımıyla kolektif bir kapasiteydi.

Bunlar dışında insanın tür davranışına göre olma benzerliği haricinde pek pek ortaya inşa koyacak belirgin bir tarihsel görünümü yoktu. Hiçbir tekil tür davranışı da üreten bir kolektif davranış ortaya koyamamıştı. Kısa erimli gelişmelerle istisnaları hep olasıdır

Ama bu istisnaların hiç biri o türü kendi genetiğini çözmeye; o türü uzaya götürmeye, o türü evreni anlamaya ve kuantum süreçleri bilecek denli gelişme içine henüz getirememişti. Kişinin kolektif yeteneği kişinin içyapısından gelen bir özel durum değildi. Kolektif yetenek kişinin dışında kişilerden ve kişilerin isteminden bağımsız bir alan etkisi olmakla kolektif güçtü. Irmaktaki güç damlanın gücü değildi bileşik damlalar gücüydü. Denizdeki güç ırmağın gücü değildi, ırmağın dışında ırmaklar birliğinden oluşan potansiyel güçtü.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Totem alan, üreten iç ilişkinin zorunlu genleşmesi doğrultusunda; totem alan merkezinden, gruplar arası yasaklığı olan iç ilişkilerin içine doğru genişledi.

Çevreye doğru, genişleyen süreç etkili girişmeler doğrultusunda ilahlar totemi yapı içinde çıktılar. Totem alan içinde çıkmak suç ise ilahlar totemi yapı içinde çıkma fiili dışında, başka bir fiili suç işlememiştiler. İnsan için suçsa (!) insanın binlerce yıllık kolektif bir totem yapı içinde çıkması suçtu!

Ve totem yapı içinde çıkanlar ilahlardı. İttifakı bir toplum yapısı içine girenler de ilahlardı. İnsanlar, ilahlar ittifaklı toplum içine doğmuşlardı.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Üretim hareketini ortaya koyan bu tür ittifakı yasalar nedenle ilahların, kendi aralarında totem yasalara göre ittifakı birleşim yapmaları demek ilk başlarda ilahların kısmen de olsa saf olarak, etnik olarak çoğalamamalarına izin var demekti.

Fakat bu izin giderek tümden yasaklanacaktı. Henüz evlilikler bilinmiyordu ama şimdiki evlilik ilişkileri ittifak edilen karşı gruplar arası ilişki ile sürdürülmeye zorlandı. Neden? Çünkü ittifak eden gruplar tecrit edilmiş bir yapı içinde ilk kes dışa doğru bir açılım yapılıyordu. Tecrit koşullarına göre 50-60 en fazla 100-150 kişilik izole gruplar kendi arasında grup eşleriyle ilişkisi içinde üreme yapıyordu.

Tecridi (yalıtımlı) koşullar totem yasalardı. Bu tecridi totem yasalar nedenle bir grup dıştaki hemcinslerle hiçbir şekilde dokunum teması yapmıyorlardı bu nedenle dıştan birine dokunma onun elinde ya da onun dokunduğu bir yiyecekten yeme yasaktı yani TABUYDU.

Devamını Oku
Bayram Kaya

İlahlar gruplar arası üretim hareketi inşasını başlatmışlardı. Gruplar arası inşa gruplar arası ittifak ve gruplar arası ittifakın ilişkileri olmakla toplumsal hareketti. İlahların totem meslekli üretimden gelen güçleri ve iradeleri vardı.

İlahların üretim güçleri ve iradeleri nedenle; ilahlar tarihi bir meşruiyet ortaya koymuştular. Bu nedenle üreten kolektif güç ve üreten irade gibi iki meşruiyet ile iki hakkın tarihsel mirası içindeydiniz. Miras sizinle kesikli sizden önce ve sizden sonrası ile sürekliydi. Bir kolektif yapı içinde kesikli özel bağıntılı olma iradeniz nedenle kolektif miras hakkınızdı.

Ancak şunu belirteyim. Doğada kolektif sağlatma yaparken bağsan bir kolektif hareketleydiniz. Kolektif hareketi oluşan özneler, sosyal bağlamla duygudaşlık anlamla birbirinin aitiydiler. Yani birlikte sağlatan ilişki içinde olan kişiler güçlü bir sağlatma bağ ilişkisi nedenle pay (hak) alan kişilerdi.

Devamını Oku
Bayram Kaya

El ‘in hiç meşruiyeti yoktu. Meşru olan emek ve onun para ile denkleşen, eşleşen anlamı el kiri gibi söylemle küçümsenmişti. Bu küçümsemeyle gerçek olan; kolektif ilişkilere konu olan somut girişme bağıntıları görmezden gelinip yok sayılmıştı.

Yerine El ‘in az verip azdıracak olan. Çok verip bezdirecek olan kolektif gerçekle hiçbir ilişkisi olmamakla rızk verme anlayışlı illüzyon, sistem içine oturtulmakla; tüm kolektif ilişkiler rızk vermeye göre yorum ve anlayış edilmişti.

Hâlbuki rızk veren bir gerçeklik olsaydı, ne kolektif ilişki ortaya konabilirdi? Ne kolektif hareket oluşurdu? Ne de uygarlıklar ve insan vardı. Örneğin ot koyunun rızkı ise, koyun da kurdun rızkı ise koyun ve kurdun hali ortada değil mi?

Devamını Oku