Gerçek:
Meşakkatine talimliyim
Duyguları sürüdüğümde
Benle örtüşen duacı.
Ansızın yüzleştiğimde
Sorulur olan.
Ödevselim!
Görevselim benim.
Belki önce ödevsel oldun.
Çünkü idealindi o.
Donanıp görev alıncaya dek.
Herkes ödevini yapıtımı,
Çapım kadar gururum
Kendim kadar onurum
Toplumun birimi kadar toplumum
İnsanlığım kadar insan
Yaratılmışlarla yaratışlıkla
Yaratan mahareti ile denk
Hazan yüz sürse.
Gözün iz sürse.
Tavafın öz ise
Huşuyla sarı sarıl.
Karın bin ise.
Al çocuğum annen,
Ekmeğine bal sürecek.
Yemen boyunca,
Krallığın;
Sindirimin boyunca /Hayal ettiğince
İmparatorluğun sürecek.
Kardeşiz biz,
Şu kadar milyon kişi.
Öldürdük kırdık
Bilmezde erkek dişi.
Öğütseldik,
Töreselliğe sayarken işi.
2]Bu erimeye bu dağılmaya bu çöküşe bu felakete gidişte, sanki 1821 yılında Yunanistan ve diğer unsurların, Osmanlı içinde ulusçu ayaklanmalarının bir yansıması yok gibi düşünülmektedir. Sanki imparatorlukta kopuşların, çöküş de ve dağılma aşamasındaki, ayrılıkçı grup direnişlerinin, Osmanlıda yarattığı hezimet duygularını, bir fırsatında Osmanlıda toprak kayıplarını yeniden ele geçirmenin tutkusuna dönüşmeyeceği gibi düşüncelerden yoksun oluşlardır ki: 'İttihat ve terakki bizi savaşa soktu da battık' demenin yüzeysel eften püften anlaşılmasıdır.
Birinci Dünya Savaşı, Osmanlı için, Osmanlı'nın hali hazırda fiilen sürmekte olan, Balkan Savaşı gibi bir badire içinde olmasının, süren; süreçsel bir devamı değilmiş gibi görmezden geliniyor olması da, bu mantığın; hem açmazıdır; hem kısırlığıdır; hem güya bir karşı hareketi, monte etmenin kastıdır.
4- ‘İttihat ve Terakki bizi savaşa soktu da battık’ denişindeki kusurlu düşünmenin bir diğer eksikleri de şunlardır. Osmanlı toprağı olan Irak petrollerinde ve diğer yerlerdeki enerji yataklarında, İngilizlerin, Fransız'ların, Alman'ın gözü yoktu gibi savaş nedenleri es geçilmiş! Buralara dek olan Alman, İngiliz, Fransız’lara değin vaki talepleri, yok sayılışla ittihat ve terakkiyi direk suçlamaya yönelinmiş.
110](Kanla Abdest Alanlar sayfa 17, 18 Ergün Poyraz)
Kendini çağdaşlaştıramayıp, kendisini ürettiremeyip de teknolojiyi kullanamayan sistem ve politikalar, ne işe yarardı? Dinin farklı farklı, versiyonlarının nizala şan kullanımını istismara yararlardı. İstismarlar içindeki halk daha neyin ne olduğunu anlayamadan, bu siyasetler; bu kulvarlar içinde bulunan halkın bir takım ezberlere götürülmesine yarardı!
Bu ezberlere götürülüşün siyasi hasadı yapılamaz mıydı? Elbette yapılırdı. Hem de, vızır vızır yapardı! Tabii ki böyle güdük ve kısır politikaların varıp varacağı yer, olup olacağı durum orası olacaktı. Hem de özgürce! Hem de bir hak olarak! Hem de fikir özgürlüğü olarak! Hem de sefihçe sine, rezilliğin rüsvasını yüzlerine astar etmişçesine, ‘Halk istiyor diye, lanse edilip, endam edilircesine olacak idi.




-
Necdet Arslan
Tüm YorumlarSöz söylemek önemli değil; sözü bilinçle söylemektir önemli olan.
Sayın KAYA vurgulamalıyım ki gerek şiirde ve gerekse öteki yazınsallarında sözü,etki gücü yaratacak bir keskinlikte kullanmasını bilen ender kişilerden biridir.
Şiirini okurken sözcüklerin,kendi sözlük anlamlarını da aşarak ...